Sahiden alışılmadık bir histir. Nasıl desem, esrarengizdir. Bir esrarla karşılaştığımızı hissettik. Artık iş, vakit öldürme oyunu olmaktan çıkmıştı. İnsanın doğası böyledir: Bir sırla karşılaşınca onu çözmek ihtiyacı duyar, çözemezse huzursuz olur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Diğer yöntem ise, sorunun söylenmesi ile cevabın verilmesi arasındaki süreyi, birtakım aygıtlarla hassasça ölçmekti. Cevapların veriliş hızına bakılarak zanlının bir şey gizleyip gizlemediği anlaşılabilirdi:
Daha önce de belirttiğim gibi, geriye işlenecek bir tek cinayet kaldığı sırada insan öldürmekten artık bıkmıştım ama bunu bir yana bırakıp o doksan dokuzu nasıl öldürdüğüme değinelim. Şüphesiz doksan dokuz kişinin hiçbirine karşı en ufak kinim bile yoktu, işimi sadece keşfedilmemiş yöntemlere ve onların sonuçlarına duyduğum ilgiden ötürü yapıyordum; bu yüzden asla aynı metodu iki defa kullanmadım.
"Ben akli dengesi yerinde bir insan olduğumu sanıyorum; insanlar da sağ olsunlar beni aklı başında birisi olarak tanıyorlar. Ama tam anlamıyla aklım başımda mı değil mi doğrusu emin değilim. Belki de deliyimdir. Ya da delilik düzeyinde olmasa da bir tür nevroza yakalanmış olabilirim.
"En başlarda benim de diğer insanlar gibi uğraştığım hobilerim vardı ve bunlar benim o doğuştan gelen iç sıkıntımı biraz bastırıyordu ama bu dünyada eğlence denilen her şey biraz uğraşılıp bıkıldıktan sonra insana düş kırıklığından başka bir şey bırakmıyor.