Neden durup dururken, eğlencesine, birine yumruk patlatmıyoruz? İlkel toplumlar yapar bunu. Çocukken biz de yaptık. Yapınca ceza aldık. O yüzden şiddeti aklımızdan çıkardık. Çocukken, karanlıkta canavar var sanırdık. İlkel toplumlar da, gece tekinsiz ruhların dolaştığına inanırlar. Fakat pek çok karanlık odaya girdik ve hiçbir şey bizi yemedi. "Karanlıkta tehlike yok," diye düşünmeyi kanıksadık. Çekirdek çitlemeye alışır gibi bir çerçevede düşünmeye alışmışız. Adına sağduyu diyoruz. Delilerden farkımız bu huydan ibaret.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İnce ve sivri tırnaklarımla, göğsümü soldan sağa, boydan boya yırtıp paraladım. Dolgun memelerimi, eti sıkı karnımı, kasları gergin kollarımı, teni gergin butlarımı, hatta güzel yüzümü bile. Yaralarımdan dökülen kanlar ırmak oldu, bedenim kıpkırmızı oluklarla kaplandı... Mars kanalları! Benim bedenim, tam da o ürkütücü Mars gezegeninin kanallarını andırıyordu. Ve bu kanallarda su yerine kırmızı kanlar akıyordu."
Boşluktaki astronot hareket edemez, ancak olduğu yerde çırpınabilir. Hareket için bir maddeyi itmek veya çek mek zorundadır. Toplumlar da böyledir. Tek başlarına ilerleyemezler.