Bazen hayatın bizi en çok yoran tarafı,değiştiremeyeceğimiz şeylerle savaşmamızdır.İşte tam burada stoacılık sessizce kulağımıza şunu fısıldar: Her şey bizim kontrolümüzde değildir. Ama düşüncelerimiz, tepkilerimiz ve seçimlerimiz daima bizim sorumluluğumuzdadır.Stoacılık, insanın dış dünyayı değil önce kendi iç dünyasını düzenlemesi gerektiğini söyler.Çünkü fırtına dışarıda kopsa bile, insan içindeki denizi sakin tutmayı öğrenebilir. Başımıza gelen olaylar değil, o olaylara yüklediğimiz anlam bizi yaralar ya da güçlendirir.Belki de bu yüzden stoacılar hayatı bir mücadele olarak değil, bir öğrenme yolculuğu olarak görürler.Kayıplar,gecikmeler, hayal kırıklıkları. Hepsi insanın karakterini şekillendiren öğretmenlerdir.Gerçek huzur; her şeyin istediğimiz gibi olduğu bir hayat değil, her şeye rağmen iç dengemizi koruyabildiğimiz bir hayattır. Ve bazen insanın en büyük özgürlüğü, değiştiremeyeceği şeyleri kabullenebilecek kadar güçlü olmasında saklıdır.