Şule Çoşkun

Şule Çoşkun
@Sulemmsi
ben hikayeme inandım... beni öldürmeye gelen bende hayat bulacak...
Durma yağmur durma.
Dinlediğim bazı şarkılardan esinlenerek birkaç satır yazıyorum. Körelen kalemimi yeniden canlandırıyorum. Bugün Gripinden Durma yağmur durma şarkısı eşliğinde yazıyorum. Yorgunum hiç olmadığı kadar. Hiç akmadığı kadar fazla artık yaşlarım. yürüdükçe geçecekmiş gibi. Yürüyorum hep yalanlara. Günlerdir hiç durmadan. Hangi sokakta kimi arıyorum. Onu aradığım sokaklarda bulmak bir yana aynı havayı bile solumuyor olabiliriz. Yine de arıyorum her yerde her şekilde. belki diyorum belki buradadır şurada. Belki de çoktan toprak altında. Yine günlerden kayıp bir sevgili ve ben. bu günde İstanbul boğazına düştü yol. attığım her adım yavaşlıyor. Sanki burada evet burada. Bir yağmurdur bastırdı. Yanlış bir aşkın yanlışlarını temizlemeye yemin etmişçesine yağıyordu. Yağsın durmasın belki söner içimdeki ateş. Bir bank kenarında bekliyorum. Evet gelmeyecek olanı bekliyorum. İnsanı belkiler yaşatır mı ben belki uğruna hayattayım. Bir kuştur kondu yanıma. Bir buluttur sanki tek benim için dolmuş tepemde yağıyor. Başım eğik omzum düşük. Yutkunmayı unutmuş, nefesim kesik. Bir sokak ortasında ağlamak ilk defa bu kadar kolay ve güzel oldu. Çünkü gözyaşlarım karıştı yağmurlara. Bir nefes sıcaklığı hissettim sanki hemen başucumda. sağıma mı bakmalıyım soluma mı. Yoksa deliriyor muydum iyice. Ben yeltenmeden dönen başım tanıdık bir yüzle baş başa. Çiçeğimi gömdüğüm toprak gözler karşımda. O da sırılsıklam o da pişman. El birliğiyle yok edilmiş bir aşkın suçluları karşı karşıya. O da mı ağlıyordur bilinmez. Anlaşılmıyor ki. Öylesine bir tebessüm tam suratımızın ortasında. Yaşanan hiçbir şeyden pişman olmayan iki insan. İyi kiler akıllarında. Oysaki ne çok acı çekildi. Ama kimin umurunda. Konuşmak mı asla. Susmak için varız biz. Zamanında çok konuşuldu ama hiç anlaşılmadı. Şimdi susup
Reklam
Nasıl yani iki aydır buraya hiç girmemiş miyim? İnsan oğluyum işte vefasız..
Hayat güzelliği fark edebilen gözler için daima bir sanat eseridir; çünkü bakmasını bilen için her an bir fırça darbesi, her duygu bir renk, her insan yarım kalmış ama anlamlı bir eskiz gibidir. Acılar gölgeyi, sevinçler ışığı öğretir; bekleyişler sabrı, kayıplar derinliği katar bu tabloya. Ve zaman geçtikçe anları biriktiririz, fark etmeden kendi hikayemizi çizeriz. Kusurlarıyla bile değerli olan bu eser, ancak hissedebilen bir kalbin önünde anlam kazanır.
Dokuz kez çözdüm saçımın örgüsünü Bir kez ören olmadı Dokuz kez açık bıraktım kapının kilidini Bir kez içeri giren olmadı
Alıntı
“Acıların ağırlığı kıyaslanmaz, herkes kendi taşıdığı yükü bilir.”
Reklam