Sevgiliyi âşık yaratır, sonra tapar. Onda eşsiz güzellikler, büyüklükler bulur. Aslında alelâde bir kız veya kadındır ama Mecnûn’un Leylâ’yı görüşü gibi onu ilâhlaştırdıkça artık aşk denilen tezahür başlamıştır.
– Sevilen ne kadar güzel ve çekici olursa aşk da o kadar şiddetli ve uzun olur. Bazı kadınlar veya kızlar bilmeden karşısındaki erkeği delirtir. Bazıları sanatkârdır. Bunu bilerek yapar. Kadın, oldukça iptidaî bir yaratıktır ama erkeği sürüklemek bilgisinde çok ustadır. Vuslattan, sonra erkeğin bıkacağını sezdiği için onu daha çok bağlayacak türlü hünerler gösterir. Böylece aşk olgunlaşır. Sözün kısası, şairin dediği gibi: Mecnûn’a cihan dopdolu Leylâ görünürmüş.
Pusat yalnızlıktan hoşlanıyor yahut hoşlanıyorum sanıyordu. Fakat yalnız kalınca ve kendisini bütün varlığı ile bir meşgaleye veremeyince de aklına her zaman üzücü, sıkıcı, bunaltıcı şeyler geliyordu.