Sümeyye

Sümeyye
Matematik öğretmeni
omü
130 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
BİL Adının üstüne Anılar koyma. Sen mezar değilsin. Anılar Adının ardından gelsin. Sen duvar değilsin. Ö. Asaf
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Düşünüşleri hurafeci veya naif olsa bile, insanlar ancak, varsayımlarını eylem içinde yeniden düşünce süzgecinden geçirirlerse değişebilirler. Bu süreci de, fikir üretmek ve bu fikirlere dayalı hareket etmek -yoksa başkalarının fikirlerinin tüketimi değil-oluşturmalıdır.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Güven taraflardan birinin diğerine sağladığı, gerçek ve somut amaçlarına ilişkin kanıtlara dayanır; ortağın sözlerinin eylemleriyle uyuşmadığı yerde güven olamaz. Söylediğinden farklı bir şey yapmak -kendi sözlerini hafife almak-güven uyandıramaz. Demokrasiyi yüceltirken halkı susturmak yüzsüzlüktür; hümanizmden dem vururken insanı hor görmek, bir yalandır.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Şili'deki kültür planınızdan birinde grup bir kodlamaya (codification) dayalı olarak(9) antropolojik kültür anlayışını tartışıyordu. Tartışmanın ortalarında, bankacı eğitim standartlarına göre tamamen cahil bir köylü şöyle dedi: "Şimdi insan olmaksızın dünyanın da olmayacağını anlıyorum." Eğitimci şöyle yanıtladı: "Diyelim ki, yer yüzündeki bütün insanlar ölmüş olsun, fakat yeryüzü, ağaçlar, kuşlar, hayvanlar, nehirler, denizler, yıldızlar ... kalsın. Bunlarla bir dünya olmaz mıydı? "Yoo hayır" diye heyecanla cevapladı köylü. "" 'Bu bir dünyadır' "diyecek hiç kimse olmazdı ki." Köylünün ifade etmek istediği fikir, o zaman, bilinç dünyasını kaçınılmaz olarak içeren, dünya hakkındaki fikrin eksik kalacağıydı. Ben, ben-olmayan olmaksızın varolamaz. Ve tersine, ben-olmayan da bu varoluşa bağımlıdır. Bilinci var eden dünya, bu bilincin dünyası haline gelir. Bu yüzden, Sartre'ın yukarıda aktardığımız, "Bilinç ile dünya birlikte dururlar" cümlesi geçerlidir. 9. Bkz. 3. Bölüm-(P.i.ç.n.)
Sayfa 56·Kitabı okudu
O halde bu anlatıcı eğitimin başlıca özelliği, kelimelerin tınısıdır, dönüştürücü gücü değil. "Dört kere dört, on altı eder; Para eyaletinin başkenti Belem'dir." Öğrenci dört kere dördün gerçeklikte ne olduğunu algılamadan veya "Para'nın başkenti Belem'dir" önermesindeki "başkent"in gerçek anlamını, yani Belem'in Para için ve Para'nın Brezilya için anlamını kavramaksızın bu ibareleri ezberler ve tekrarlar. Anlatı (öğretmenin anlatıcı oluşuyla) öğrencilerin, anlatılan şeyi mekanik olarak ezberlemelerine yol açar. Daha beteri, onları, öğretmen tarafından doldurulması gereken "bidonlar"a, "kaplar"a dönüştürmesidir. Öğretmen kapları ne kadar çok doldurursa, o kadar iyi bir öğretmendir. Kaplar ne kadar pısırıksa, doldurulmalarına izin veriyorsa o kadar iyi bir öğrencidir. Böylelikle eğitim bir" tasarruf yatırımı" edimi haline gelir. Öğrenciler" yatırım nesneleri", ögretmen ise "yatırımcı"dır. Öğretmen iletişim kurmak yerine tahviller çıkarır ve öğrencilerin sabırla aldığı, ezberlediği ve tekrarladığı yatırımlar yapar. Bu, öğrencilere tanınan hareket alanının, yatırılanı kabul ve tasnif etmek ve yığmaktan ibaret olduğu" bankacı" eğitim modelidir.
Sayfa 47·Kitabı okudu