Sümeyye

Sümeyye
Matematik öğretmeni
omü
130 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Ankara'da Musikî Muallim Mektebi, Devlet Konservatuarı haline dönüşünce, bazı milletvekilleri Türk musikîsi kısmının da olması için ağır konuşmalar yaptılarsa da devrin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, Türk musikîsinde bizzat bestekâr olmasına rağmen, bu düşüncelere karşı koydu.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ENDERÛN-I HÜMÂYÛN
Önce İtalya'dan müzik hocaları getirtilmiş, musikî öğretiminde batı sistemi uygulanmış, sarayda batı musikîsine önem verilmiş, Türk musikîsi sazlarının yerini Batı sazları almış, sarayda batı musikîsi toplulukları konserler vermeye başlamışlardır. Osmanlı sarayının geleneksel dekoru bile değişmiş, bu "alafranga" denilen kozmopolit dekora Türk musikîsi yakışmaz ve uymaz olmuştur. Bu nedenledir ki; bu tatsız durum Hammamîzâde İsmail Dede Efendi'ye "Bu işin tadı kalmadı!" dedirtmiştir. Enderun teşkilâtının musikî bölümünün adı "Muzika-î Hümâyûn", buradan yetişenlerin eski adı "Enderûnî" iken, "Müzikali" olmuştur.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Ayalgu, "Türkî kavimlerin bilinen ilk notasıdır ve sadece tek bir kaynakta bahsedilir ondan: "Tansuk-name-i İlhanî Der Ulûm-ı Fünûn-ı Hitâî" adını taşıyan, 13. yüzyılda yazılmış Farsça bir kitapta... " Tansukname'nin konusu "Hıtay"ların, yani bilim çevrelerine göre o dönemde Çin sınırında yaşayan, henüz Müslüman olmamış Türkler'in bilim ve sanatta gösterdikleri ilerlemedir.
Sayfa 37·Kitabı okudu
IX. yüzyılda yaşamış önemli bir İslam filozofu olan Yâkub el-Kindî'nin harflere dayalı olarak îcâd ettiği Ebced notası örnekleri "Risâle fî khubr te'lifi'l-elhân" adlı eserinde kullanılmıştır ve bu tarz notaların ilkidir. Türkler'in İslamiyeti kabûl ile birlikte tanıştıkları Arap alfabesi, beraberinde Kindî notasını da getirmiştir. X. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan büyük Türk bilgini Fârâbî, Kindî'nin Ebced notasını kullanmıştır.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Türk mûsikîsinin öğretim ve aktarımında yüzyıllar boyunca adına "meşk" denilen bir sistem kullanılmıştır. Çeşitli avantajlarının yanında önemli sakıncaları da bulunan bu sistemde öğrenci, öğreticinin karşısına oturup, onun söylediklerini, yaptıklarını ve gösterdiklerini dikkatle izler; anlayıp özümsedikten sonra taklit ederek tekrarlar. Öğretici ise bu tekrarlar esnasında gerekli uyarıları yaparak yanlışları düzeltir. Mûsikî kuramı, icra teknikleri ve repertuarın beraberce verildiği bu sistemde asla nota kullanılmaz. Öğrenci, kendisine aktarılanların tümünü ezberlemek ve hafızasında tutmakla yükümlüdür.
Sayfa 33·Kitabı okudu