Tanrıya mı tapıyoruz, Allah'a mı inanıyoruz?
Namaz kelimesinin tapınacak varlık aradığı salât kelimesinin ise miraç'a erdiren ibadet olduğu, Tanrı, Allah , ilah kavramlarının soyut varlıklardan öte kavrayış biçimi olduğunu anlatıyor yazar.
Felsefi ve metafiziksel bir sorgulama içinde olan yazar tasavvufu da öğrenerek Allah tapınılmaması gerektiğini, Allah'ın sistemini bilmekle Allah'ın sistemi ile yaşamayı bilmenin çok farklı şeyler olduğunu açıklıyor.
Ayetlerle alakalı vermiş olduğu örnekler mantık çerçevesine yatsa da eleştirelecek (anlayış farklılığı) yerler olduğunu düşünüyorum.
Din felsefesine islam tasavvufuna ilgi duyanların okuması gereken bir kitap.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir insandan bahsedildiğinde, bizi ilgilendiren o insanın özellikleri midir ismi midir? O isim , karşısındakinin sendeki anlamlarıdır sadece. işte! Asıl olan , esma-ül hüsna'larda da bu amaca ulaşmaktır.
Biz ne yapıyoruz?
En güzel, en süslü, en yaldızlı, Sedef kakmalarla o isimleri yazıp duvarımıza asıyoruz sonra karşısına geçip seyrediyoruz. O esmalar bize putlaştıralım diye verilmedi ki!
O esmaların manaları üzerinde düşünelim, o isimleri zikredelim ve neticede onlardaki manaları açığa çıkarıp karşılığını alalım diye bildirildi.
Gelelim Adem'in cennetine: Adem , Dünya üzerinde ilahi isimlerin(esmaların) birleşiminden meydana gelen bir terkip ve bu terkibir vücut bularak açığa çıktığı birimdir. Bu isimlerin manaları gereğini, vesvese, vehimden uzak yaşarken, onun bu hali Cennet yaşamı olarak nitelenmiştir. Böyle bir yaşama sahipken insanın bu hali yitirmesi de cennetten dünyaya iniş olarak niteleniyor.
Adem, cennette yaratılıp bir gül günah işleyince dünyamıza atılmıştır değil mi dedim tane tane ona isteyen yüz ifademi belirginleştirerek.
Bak oğul Birgül madde kaydında değilsen dünya yoktur, cennettisindir madde kaydın başlarsa dünyayı oluşturur, bu oluşturduğun sınırlı alanda yaşamaya başlarsın nokta Adem kendisindeki ilahi güçlerin açığa çıkmasını engelleyen vehim duygusu gelişmediği için madde beden algısında olmaksızın bir yaşam sürüyordu. Madde ve beden yoksa dünya nerede?
Eğer iblis olarak işaret ettiğimiz Allah manalarının açığa çıkışı olmasa ne Adem Cennet yaşamından ayrı düşer;ne insanlar madde bedenin getirdiği sıkıntı ve zorluklara düşer;ne de insanların geçmişteki Cennet halinden çok daha ileri boyutlarda olan özlerindeki ilahi gücü ortaya çıkarma ve Allah'a yakin elde etme çalışmaları olurdu. Adem'in cennetten kovulması olarak tasvir edilen durum ise insanın madde algısına kapılıp dünyayı zanlarıyla var kılmasıdır.
Vehim duygusu insanda mevcut bulunan en büyük şer güçtür var olmayan ya da var olması mümkün olmayan şeyleri imkan dahilinde göstererek birinci adeta esir eder tüm korkuların, endişelerin, sıkıntıların kökeninde vehim yatar.
Negatif diye günümüz dilinde kullandığımız bu kelimenin insan yaşamındaki yeri hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar büyüktür. Eğer kişi vehim duygusunu kontrol altına alabilirse yaşamı adeta Cennet yaşamına döner.
Vehim Birgül var olmayanı
Korkuyla gelen Allah inancı bir gün korku kaynağı yok olduğu zaman kaybolur ama kişinin özünden sevdiği ile gelen inanç hiçbir zaman kaybolmaz. Kişinin imanını Sevgi besler.