Fakat savaşta onlara güvenilmezdi, eskilerin deyişiyle dişi bir kediyi bile kuyruğundan tutup çekemezlerdi bunlar. Dişi bir kediyi kuyruğundan çekmenin erkek bir kediyi kuyruğundan çekmekten hangi olağanüstü nedenden dolayı daha kolay olduğunun açıklamasıysa yok.
Başlangıçta körleri ve körlük mikrobu taşıyanları, içinde bulunduğumuz akıl hastanesi gibi bu işe ayrılmış özel yerleri kapatarak, başımıza gelen kötülüğü belli sınırlar içinde tutmanın mümkün olabileceğini inanmıştı. Sonra, körlük vakalarının önünün alınamayarak artması, hükümetin nüfuzlu bazı üyelerinin, resmi girişimlerin yeterli olmamasından, politikacılar için ağır maliyetler doğurmasından korkmasına yol açtı, böylece ailelerin kendi körlerini evlerinde tutmalarını, zaten var olan trafik sıkıntısını daha da artırmamak amacıyla onları sokağa salmamalarını teşvik etmeyi, ve henüz gözleri gören ,sakinleştirmek amaçlı duygulara aldırmadan beyaz felaketin tıpkı kemgöz gibi göz teması ile bulaştığına inanan insanların duyarlılığı ile oynanmaması gerektiğini düşünmeye başladılar..
Kuşkusuz zayıflığımızı belli etmek istemediğimiz de iyiyim diyip geçiştiririz . Hatta ölecek durumda olsak bile iyiyim deriz, kabaca buna yiğitliğe bok sürdürmemek denir. Olayları böyle mantıksızca tersine çevirmek yalnızca insan türüne özgüdür.