Murat bey beni yine şaşırtmadı. Hatta çıtayı bir tık daha yükseltmiş diyebilirim. Yine öyle bir kitap yazmış ki, tüylerim ürperdi okurken. Ve yine sinema sahne tekniğiyle yazdığından, kitabın sonuna geldiğimde bir filmin sonu gibi hissettim. Yani etkileyici bir okuma oldu benim için.
Mirza Dadaloğlu gözlerini bir akıl hastanesinde açar. Hafızasını kaybetmiştir ve neden orada olduğuna dair bir fikri yoktur. Artık taburcu olma zamanı gelmiş, lakin hala hatırladığı birşey yoktur. Görevliler ona hafızasını da geri kazanması için başka bir yere götürürler. Ve gittiği bu yerden sonra geçmişini hatırlamaya başlar.
Mirza'nın geçmişini okuduğunuzda inanamayacaksınız. Belediyede sıradan bir çalışanken, bir holding patronu ile tanışması sonrası hayatının ne denli değiştiğini, aslında farkında olmadan hayatının bir girdaba döndüğünü ve bunun da kitabın adı olan "Rip Akıntı" misali bir çaresizliğe dönüştüğünü hem üzülerek hem de dehşete düşerek okuyacaksınız. İnsanların dini inançlarının sömürülerek nasıl bir terörist haline getirildiğini, devlet güvenliği uğruna canını hiçe sayanların hayatlarını ve sevdikleri için herşeyi göze almanın bedelini bizlere aktarıyor Murat bey.
Aksiyon ve gerilim dolu olmasının yanı sıra, bazı sahneler öyle gerçekçi anlatılmıştı ki, okurken rahatsız olmadım diyemem. Bunu bu denli hissedebilmek de sanırım yazarın bir başarısı.
Tüm kitap severlere yürekten tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar dilerim...