Mehtap Conker

Bu zavallı eski evde , o hastalıklı vücutlar gibi dışarıdaki havanın değişmelerine göre her gün bir başka illet patlak veriyordu.
Sayfa 102 - İnkılâp Kitabevi·Kitabı okudu
Reklam
- Üzülme baba, dedi. Pek darda kalırsan bana gelirsin... Sana kendi evladım gibi bakarım. Ağacın yapraklarından biri böylece kopup gitmiş oluyordu .
Sayfa 88 - İnkılap Kitabevi·Kitabı okudu
Babalık vazifesi!
Babaları değil misin? Son sözü söyleyecek sensin. Bu adamlarla konuş, ahlaklarını, meşreplerini anlamaya çalış. Babalık vazifelerinden hiçbirini yapmadın, bari bunu yap...
Sayfa 83 - İnkılap Kitabevi·Kitabı okudu
Ali Rıza Bey bu geçimsizliklerin hep aynı sebepten "şeriat-i iktisadiye" den melun kuvvetten ileri geldiğine artık iman etmişti.
Sayfa 49 - İnkılap Kitabevi·Kitabı okudu
Korktuğun ile imtihan olmak!
Hep bu ihtiyarlık günlerini düşündükleri içindi ki, ailenin bin türlü zahmetlerine şimdiye kadar hiç şikayetsiz katlanmışlardı. Ne ummuşlar, ne çıkmıştı! Ya Allah esirgesin bu kahveler de olmasaydı! Ali Rıza Bey bu kahvelerde neler gördü, neler dinledi! En garibi bu ihtiyarların ekserisi şimdiye kadar en çok neden korkmuşlarsa ona uğramışlardı. Mesela...
Sayfa 49 - İnkılap Kitabevi·Kitabı okudu
Reklam