Beynine gelen saniyedeki 400 milyar bit bilgi, beş duyu kanalından oluşan algı filtrelerinden geçirilirken,algılama sonucunda; eksiltme, genelleme ve çarpıtmalara uğrar. Bu süreç sonunda bilgi 2000 bite düşer. Sonra aşamalı olarak iç filtrelerden geçirilen bilgiler bilinçli zihninin işleyebildiği 7± 2 ye düşürülür. Bu şekilde orijinal veriler her adımda biraz daha elenerek üst beynindeki prefrontal korteksin şekillendirdiği bir davranışı belirler.
Beynine dışarıdan saniyede yaklaşık 400 milyar bit bilgi girer. Ancak beynin bunlardan sadece 2000 bitlik bir bilgiyi işleyebilir. Bilinçli zihnin bunlardan en az 5, en çok 9 bitlik bir bilgiyi ayırt edebiliyor. Buna 7 ± 2 dikkat aralığı deniliyor. Dikkatini aynı anda bir kaç şeye birden vermek zorunda kaldığında aklının karışması işte bu yüzdendir.
Beyin, hacim olarak tüm vücudun %2 sini kapsıyor ancak tüm enerjinin yaklaşık %25’ni tüketiyor. Beynin nasıl bir çalışma sistemi var ki, bu kadar küçük bir yapılanma ile tüm bedenin yaklaşık 1/4 enerjisini tüketebiliyor?
Çünkü beyin etkin biçimde çalışabilmek ve gerektikçe kendisini onarabilmek için sürekli bir enerji kaynağına, yani bir yakıta ihtiyaç duyar.
Beyin enerjisini üç yolla sağlıyor.Bunlar;
Oksijen
Su
Glikozdur.
Yeni doğan bir bebekteki nöron ağı oluşumu çok hızlı olduğundan öğrenme hızı da o denli hızlıdır. Öğrenme için gerekli donanımın alt yapısı işte bu dönemde oluşturulur. Bebek üç yaşına geldiğinde trilyonlarca nöron ağına sahip olarak sosyal, zekasal ve fiziksel gelişime hazır hale gelir. 3 ila 10 yaş arası evrede de çocuğun beyin aktivitesi ileriki yaşlara göre oldukça hızlıdır.
11 yaşından itibaren beyin bu kez, oluşmuş nöron ağlarına kullan ya da kaybet ilkesini uygular. Çocukluğunda sıklıkla tekrarladığı öğrenmelere ait nöronları geliştirip düzenlerken, kullanılmayan nöron ağlarını ise çözerek devre dışı bırakır.