Çok sevilen bir insanın ölümüne şahit olan kimsenin bütün ruhu sarsılır. Tıpkı maddi, ağır bir yara gibi. Bu yara bazen öldürücüdür, bazen de tedavisi mümkün olur ve iyileşir; fakat sürekli sızlar. İnsan, ıstırabını artıran dış dünya ile temasa geçmekten çekinir.
Artık iyice inandığı ölüm düşüncesiyle hayatının içindeki önemli resimleri bir film şeridi gibi gözünün önünden geçirdi :
İşte bunlar, bu kaba hatlarla çizilmiş şekiller. Onlar bana bir zamanlar harika ve sırlı görünmüştü. Şöhret, iyi bir muhit, zenginlik, vatan... Ne büyük ve yüce hayallerdi benim için. Oysa şimdi doğmakta olduğunu hissettiğim soğuk gün ışığı altında hepsi ne kadar basit, kaba ve anlamsız görünüyor.
Ölüm ilk defa bütün gerçekliği ile ruhunu sarmıştı. Bu nedenle bir zamanlar hayalini süslemiş olan her şey, ona soğuk ve yapmacık bir âlem gibi gözüküyordu.
Evet, evet! İşte onlar. Beni heyecanlandıran ve kederlendiren aldatıcı şekiller diyordu.