#okudumbitti
#AntonÇehov
#Hayatım
#BirTaşralınınHikayesi
#112sayfa
#MartAyı5cikitap
Selam kitap canlar. Anton çehov daha çok oyunları ve tregedyaları ile ön plana çıkmış bir kalem. Sanırım beş altı kitabını okudum yazarın. Ama bu kitabının yeri bende apayrı oldu.
Sınıfsal çatışmaların, modern köleliğin, kadın erkek ilişkisinde sınıfsal farkların ne denli önemli olduğunun, aile ilişkilerinde bile farklı fikir ve düşüncelerin nasıl çatışmalar doğurduğunun net bir biçimde ortaya konduğu bir eser okudum.
Neyse alıntılarla devam edelim
"Halbuki bütün mesele açık ve netti: bir lokma ekmeği nasıl kazanacağımla ilgiliydi" ahh Misail ahhh. Sanki çalışmıycam, aylaklık edicem demişsin gibi bir muameleye maruz kalman
"Yaprakbiti otu, pas demiri, yalan da ruhu yiyip bitirir" Bir Rus atasözü sanırım. Bir kaç yerde geçiyor kitapta
"özgür düşüncenin en dorukta olduğu zamanlarda çoğunluk azınlığı doyurur, giydirir ve korur, kendisi ise çıplak, savunmasız kalır" ne denir ki şimdi buna. İşçi sınıfı gücünün farkına varmadığı sürece hep böyle olacak.
"Uşaklarımıza ahırlarda artık kamçı vurmuyoruz ama köleliğe ustaca şekiller veriyoruz" Modern kölelik
"Dost edinmek için dünyanın aldatıcı servetini kullanın(Luca incilindeki Kurnaz Kahya bölümüne atıf.. Dip not) derler, zira haklı bir yolla elde edilen servet yoktur ve olamaz da" haklı..
"Zira ciddi toplumsal akımlar, bilginin olduğu yerdedir. Gelecekteki insanların mutluluğu da ancak bilgidedir" benim halen bir umudum var
"Kadın, kocasının yardımcısıdır derler. (kim demişse artık) Yardımcı ya niye ihtiyacım olsun, kendi kendime yardım ederim ben. Benimle laklak ederek değil, etraflıca, hissederek konuşsun yeter. Güzel sohbet etmeden hayat nedir ki" nasıl güzel bir cümle gibi geliyor değil mi insana. Öncesinde aynı kişinin hem köylüyü hem