Bu tehlikeli yığın psikolojisinden sıyrılmak ve savaşın ortasında kendi savaşıma başlamak istiyordum. Sağduyunun gündelik yığın dalgalanmalarına kurban verilmesiyle savaşacaktım.
Hiçbir şeyin farkında olmayan bir neslin savaşıydı bu. En büyük tehlike, milletlerin o güne kadar el sürmediği körü körüne inançtan, kendi davasının doğruluğuna gözü kapalı inanmaktan geliyordu.
Herkes, kendi benliğinde bir yükseliş buluyordu. Artık o eski tek başına kişiler değillerdi. Bir yığına katılmış ve milletleşmişlerdi. Başka zaman kimsenin önemsemediği kişilikleri bir anlam kazanmıştı.