Arz

Biraz geriden alalım şimdi, resmi de biraz geriden bakarak: pembeye çalan bir urdur ilk seçtiğimiz. Belirsiz uzantıları olan, esneyişi, yumuşakçalığı, kışkırtıdan uzak duran/ tutan bir ur. Kaçmıyoruz, sığınak aramıyoruz diyebiliyorsak diyebiliyor da bu urun göbeğinden başlayarak, kapıdan urun sınırlarına, urun sınırlarından öteye uzanıp, varıp geçebiliyorsak, bir başka urun içinde bulacağız kendimizi.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Konuşmak güç. Hantal sözlerle yetinmek zorunda kalıyor insan. Yazı hem daha güç hem daha kolay. Vaktin (uğurlu, dingin) akıp gidişine aldırış etmeyebilen her şey gibi.
Gösterişsiz bulduğumuz için yüz çevirdiğimiz alçakgönüllü özgürlüklerin, önemini bilmediğimiz için kullanmadığımız, kullanmasını bilmediğimiz özgürlüklerin sakat eniği bir küskünlüğün kokusudur bu. Geç kalmışlığın yüzümüze inen şamarı
Hem örü örmek kendimizi bildik bileli isteklerimizden kendi kendimizi korumak olmamış mıdır?
Yapsak da, bu işlerin hiçbiri bize genlik sağlamayacaktır herhalde. Yapılacak, bitirilecek İşi olduğu duygusu ölümü uzak tutmağa yarar diyenlere katılmıyorum. Çok çok yaşama devinimi içindeki adama, gereksizlikler dönemine girmediğini (henüz girmediğini) anlatır. Bu gereksizler dönemine( yaşlı insanın, kendinin de, çevresindeki gürültünün patırtının da, kendisini yaşatagelmiş kuralların, alışkanlıkların da gereksizliğini boğulurcasına duyduğu bu döneme) girmiş olmak, ölüm korkusu veren, ölümü yaklaştıran bir şey değildir artık. Ölüm kaygısından beter, ölümü özleten bir şeydir çoğu zaman. Yapılacak işler henüz bir işe yarayabileceğimiz umudunu sürdürdüğümüz bir yorgunluk döneminde bir yerimizi kemirirken... Çoğumuz, tasarladıklarımızı yapmadan, bitirmeden öleceğini, tasarlamaktan gene de vazgeçmediğini öğrenmiş olmalı, başkalarına bakmış, bakarak bir şeyler öğrenmişse.