Evet öncelikle tüm seriyi 15 günde okuduğum için bana bir alkış lütfen:))
Şimdi yorumuma gelelim. SJM'in diğer iki serisine göre daha ağır. Cam Şato epik fantasy, Acotar romantsy ise bu da kesinlikle high fantasy+sci-fi diyebiliriz. Evrende çok fazla mitolojik karakterler vardı hatta temel kelimeler bile mitolojiden ve çeşitli yerlerden alınmış ne olduğuna baktığım bir kelimenin Yahudi mitolojisinden alındığını öğrendim mesela. Doğal olarak kolay okunmadığını anlamışsınızdır. İlk kitapta yazarın Mİdgard'ı (hikayenin geçtiği yer) anlatması neredeyse 100 sayfa sürdü peşpeşe bir sürü şey verince hikayeye girmekte zor oldu ister istemez ilk kitapta hikayeye girdik diyene kadar sayfa 200 oldu. İkinci kitap son 100 sayfası haricinde genel olarak geçiş kitabı olduğu için aynı anda birden fazla karakteri ve olayı anlatmaya başladığı için ilgi yine dağıldı ama üçüncü kitapta özellikle ana karakterimiz Bryce Acotar evrenindeki türdaşlarına bir süre misafir olunca gurbette tanıdık görmüşüz gibi bir hissiyat yarattı üçüncü kitabı da böylece beğendim yani seriyi beğendiğimi söylemek istiyorum. (Eğer sarmadıysa üzülmeyin aşırı fantastik ve bilimkurgu içerdiğinden odaklanamamış olabilirsiniz. Ayrıca belirtmeliyim bu seride diğer serilerdeki gibi yan karakterlerde aşırı derinlik bulamadım baş karakterlerin arasındaki çekim de bir Feyre-Rhysand kadar değildi.
Kısaca 3 kitabı spoilersiz de inceleyip incelememi bitireyim.
Ana karakterimiz Bryce ve arkadaşı Danika'nın parti hayatlarını okumakla başlıyoruz 200.sayfa bir olay oluyor ve Bryce kendini bir cinayet soruşturmasının içinde buluyor böylece diğer başkarakterimiz ve Bryce'ın eşi de olan Hunt kitaba giriş yapıyor ilk kitapta beraber 200.sayfada olan olayı ve bu olaydan sonra işlenen seri cinayetleri beraber araştırıyorlar. Sonunda