Bugün biz "seçme özgürlüğü" çağında yaşıyoruz, oy veriyoruz; "o" diyoruz, " hayır" diyoruz, "evet" diyoruz, "istiyoruz" veya "istemiyoruz" diyoruz. Bütün bunlar bizim özgürlüğümüzün göstergesidir. Ancak hissettiğimiz şeyi bilinçli bir biçimde seçmemişiz; bilinçsizce bir başkası irademize telkinde bulunmuş ve ipotek koymuştur.
Eski öğretim düzeninde, medreselerde, öğrenci öğreticisini kendi seçerdi. Şimdiki düzende iki taraf da birbirini seçmiş değildir. Eski düzen içinde öğrencinin seçtiği öğretici, öğrencisini kendi öğretisine göre basamak basamak ilerletir ve son aşamaya ulaştırırdı. Bugün başlangıç bilgilerini verip sona ulaştığımızda yılın da sona erdiğini, öğrencinin gidip yerine yeni bir öğrenci topluluğunun geldiğini, tekrar baştan başlamamız gerektiğini görüyoruz. Böylece, bu düzen içinde öğrenci hep başlangıç yapmakla kalıyor, ve sonuca ulaşamıyor.