Örneğin ona çılgınca âşık olduğumu bilmesine rağmen duygularımdan serbestçe söz etmeme izin veriyor. Ama her şeye rağmen, bu konuda konuşmama izin vermesi, engellememesi ve azarlamaması, beni küçümsemesinden kaynaklanıyor.
Onun düşüncesi aslında "İşte görüyorsun. Senin duygularını ne kadar küçümsediğimi görüyorsun. Konuşmalarını ne kadar az önemsediğimi görüyorsun." tarzında bir düşünceydi.
Sizden nefret ediyorum çünkü size böylesine ileri gitme fırsatı verdim, ve sizden yine nefret ediyorum çünkü size ihtiyacım var. Size ihtiyacım olduğu sürece de, söylediklerinizi yapmak durumundayım.
Mesela Çankaya sofrasında Atatürk, sık sık 1929'dan sonraki uygulamalardan rahatsız olduğunu söylemekte, hatta diktatörlükle bağlantılı ifadeler kullanıyor. "Bu vaziyetten hoşnut değilim, ben de fani bir insanım ve biz Cumhuriyeti kendimiz için kurmadık. Ama görüntü bir çeşit diktatörlüktür. Yani oraya dönüşmüştür" demişliği vardır.