Sessiz yolculuklara çıkıyorum.
Sadece kitap alıntıları ve kitaplar üzerine paylaşım yapanları takip ediyorum.
Paylaşımlarım kendime bir not niteliği taşımaktadır. Kitap dostlarına da faydası olursa tabiki şahsımı mutlu eder.
Mustafa Kemal Paşa ve Fevzi Paşa arasında geçen konuşma (İzmir'in işgali üzerine geçen ifadeler) ;
Masa üstünde bir harita vardı. Fevzi Paşa'nın gözlerinden, yüzünden ve tavrından çok dolgun olduğunu anlıyordum. Cevat Paşa'nın ne düşündüğünü de bir gece evvelki sadaret konağındaki buluşmamızdan biliyordum. Fevzi Paşa'ya dedim ki: "Paşam vaziyeti nasıl mütalaa ediyorsunuz?"
Gök gürler gibi bağırarak: "Anlamıyorum ki efendim," dedi (ve sağ elinin şahadet parmağı ile haritada İstanbul noktasını göstererek) "Buradaki rahatımızı feda etmemek için koskoca memleketi veriyoruz, bu ne akıldır?"
Vahidüddin'in yanına girdim. Padişah henüz ayakta iken, Alman generalleri karşısında bir nutuk söyledi. Bu sefer gözleri ile beni onlara tanıtıyordu. Oturduk, dedi ki: "Sizi Suriye'ye kumandan tayin ettim. Oradaki vaziyetler ciddileşmiş. Gitmeniz lazımdır. Sizden istediğim şudur: O tarafları düşman eline geçirmeyeceksiniz! Verdiğim vazifeyi muvaffakiyetle ifa edeceğinizden eminim. Derhâl hareket etmelisiniz!"
Sonra Alman generallerine baktı:
"Bu kumandan dediklerimi yapabilir!" dedi. "Görünürde ne büyük bir iltifat görmüştüm. Benim yerimde bir ahmak olsaydı ne kadar sevinecekti. Ben ise bir entrikacı karşısında bulunduğumdan ne kadar müteessirdim.
ben, başı ve sonu belli olmayan, kimi kendini âlim, kimi kendini diktatör, kimi kendini doktor farz eden bu adamların naçiz Mustafa Kemal'e bir şey yapamayacaklarından emin idim. Bir şey yapabilirlerdi, o da o gün hâkim oldukları süngüye ve behimiyete dayanarak, Mustafa Kemal'i yakalamak ve asmaktı. Ben ise o gün isyanımın bütün millet arasında duyulmasını nimet addediyordum. Onlar buna cesaret edememişlerdi. Niçin? Zannederim ki yapabileceklerine emin olamadıklarından! Kendi münasebetsiz emellerini tatmin etmeye uğraşmaktan başka kusuru olmayan bir Yakup Cemil'i asmak için bile ne kadar korku ve heyecan geçirmişlerdi, diye..."