Sessiz yolculuklara çıkıyorum.
Sadece kitap alıntıları ve kitaplar üzerine paylaşım yapanları takip ediyorum.
Paylaşımlarım kendime bir not niteliği taşımaktadır. Kitap dostlarına da faydası olursa tabiki şahsımı mutlu eder.
Bir adam, gece yarısı şehir dışında arabasıyla gitmektedir. Birden lastiği patlar. Lastiği değiştirmek için bir kriko gerekmektedir ama krikosu yoktur. Kendi kendine; bir kriko lazım, der. Uzakta bir ışık görür ve şöyle düşünür: Talihim varmış, çiftçi uyumamış. Başıma geleni anlatır; bana ödünç bir kriko verme lütfunda bulunur musunuz, derim. O da hay hay arkadaş, al işini gör fakat işin bitince geri getir; der."
Adam, eve doğru yürümeye başlar fakat zaman biraz ilerlemiştir ki ışık söner. Bu işe canı sıkılan adam, kendi kendine şöyle düşünür: Şimdi adam yattı, rahatsız ettiğim için kızacak ve belki alet için bir miktar para isteyecek. Ben de pekâlâ bu insanlığa yakışmaz ama size beş milyon lira vereyim, diyeceğim. O da hem gece yarısı beni yataktan kaldırıyorsun hem de beş milyon lira veriyorsun ha. Ya on milyon verirsin ya da çeker gidersin. Başka yerde ara krikoyu, der. Bu sırada adam, kendi kendine iyice öfkelenmiştir. Bahçe kapısından gelir ve mırıldahir: On milyon ha, pekâlâ sana on milyon vereceğim ama bir tek kuruş daha vermem. Ah şu kaza olmasaydı kriko da lazım olmayacaktı. Zararı yok, şimdi istediğin parayı vereceğim ama bunun düpedüz bir dolandırıcılık olduğunu unutma.
Bu düşüncelerle evin kapısına kadar varır. Kapıyı hızlı hızlı ve şiddetle vurur. Çiftçi kapının üzerindeki pencereden başıni uzatarak aşağıya seslenir: "Kim o, ne istiyorsun?" Adam, durur ve kapıya bir yumruk daha indirdikten sonra bağırır: "Senin de krikonun da canı cehenneme, malın sende kalsın."
"Bize ait olmayan zamanlar üzerinde kafa yoruyor, bize ait olan biricik zamanı ise asla düşünmüyoruz. Olmayan zamanların rüyasını kurarken elimizdeki biricik zaman, körü körüne elimizden uçup gidiyor."
Pascal