Sessiz yolculuklara çıkıyorum.
Sadece kitap alıntıları ve kitaplar üzerine paylaşım yapanları takip ediyorum.
Paylaşımlarım kendime bir not niteliği taşımaktadır. Kitap dostlarına da faydası olursa tabiki şahsımı mutlu eder.
Allah-u Teâlâ, Hazreti İsa'ya şöyle buyurmaktadır: "Ey Meryem'in oğlu! Kendi nefsine öğüt ver. Eğer o öğüdü kendine uygulamışsan artık onu başkalarına anlatmaya başla. Değilse benden utan."
Başarı, itibar, para, güç, hemen hemen tüm enerjimizi bunları nasıl elde edeceğimizi öğrenmeye harcarız. Sevmeyi öğrenmeye ise verecek hiçbir şeyimiz kalmaz. Acaba, sadece kişiye para ve saygınlık kazandıran bu şeyler mi öğrenilmeye değer olarak görülmekte, çağdaş anlamda kâr getirmeyen, "sadece" ruhun kazancı olan sevgi ise pek enerji harcamaya hakkımızın bulunmadığı bir lüks olarak mı kabul edilmektedir?
İnsanlar sevgiye açlar; mutlu ya da mutsuz
biten sayısız aşk hikâyesi izlerler, yüzlerce
saçma aşk şarkısı dinlerler. Buna rağmen, pek azı sevgiye ilişkin bir şeyler öğrenmenin gerekli olduğunu
düşünür.