Lal kırmızısı beşiklerde doğmuş, istedikleri her şey önlerine gelmiş olanlar yaşam mutluluğunun ne demek olduğunu bilmezler, aynı şey hayatlarını öfkeyle kabaran bir denize atılmış dört tahta parçasına hiç teslim etmemiş olup mavi bir göğün kıymetini bilmeyenler için de geçerlidir.
-Mösyö, bakışlarınızı ulusların toplumsal örgütlenmelerine sabitlediğiniz için, makineyi harekete geçiren yüce işçiyi değil, sadece makinenin işleyişini görebildiğinizi, önünüzde ve etrafınızda sadece unvanları bakanlar ya da bir kral tarafından imzalanan mevki sahipleri olduğunu sandığınızı ve Tanrı'nın insanları bir mevki sahibi olmak yerine, bir misyonu izlemekle görevlendirerek unvanların, bakanların ve kralların üzerine yerleştirdiğini fark edemediğinizi, kısacası bütün bunların daracık ufkunuzun sınırları dahilinde olmadığını söylüyorum. Organları güçsüz ve eksik olan insana özgü bir zaaftır bu. Tobias kendisine görme yeteneğini geri kazandıran meleği sıradan bir delikanlı sanıyordu. Uluslar kendilerini yok edecek Attila'yı bütün fatihler gibi bir fatih olarak görüyordu ve kim olduklarının anlaşılması için semavi görevlerini yerine getirmeleri gerekti; biri "Ben Tanrı'nın meleğiyim" derken, diğeri "Ben Tanrı' nın topuzuyum" diyordu.