Alexandre Dumas

Alexandre Dumas

Yazar
8.6/10
1.796 Kişi
·
6.948
Okunma
·
546
Beğeni
·
11.494
Gösterim
Adı:
Alexandre Dumas
Tam adı:
Dumas Davy de la Pailleterie
Unvan:
Fransız Roman ve Oyun Yazarı
Doğum:
Fransa, 24 Temmuz 1802
Ölüm:
Dieppe, 5 Aralık 1870
Alexandre Dumas Pére... Fransız yazar. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske gibi tarihi romanlarıyla tanınır. Üçyüze yakın macera romanı yazmıştır. 19. yüzyılın en verimli ve en sevilen Fransız yazarlarındandır. Önce oyunları daha sonra da tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle, Kardinal Richeliey dönemindeki gözüpek kahramanı anlattığı romantik tarzda yazdığı Üç Silahşörler (1844) ve Monte Kristo Kontu (1845) en tanınmış yapıtlarındandır. Dumas'nın renki, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar (1852-54) adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar. Dumas, geçimini sağlamak amacıyla genç yaşta Paris'e gitmiştir. Avukat olmayı planlamış ama geleceğin Fransa Kralı Orléans dükü Louis-Phlippe'nin hizmetine girmiştir. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar vermiştir. Yazdığı oyunlar döneminde olduça ilgi görmüştür. III. Henry ve Sarayı (1829) adlı oyununda Dumas, Fransız Rönesansının gösterişli bir tablosunu çizmiştir. Napoléon Bonaparte (1831) yeni ölen imparatorun efsaneleşmesini sağlamıştır. Dumas, oyun yazarken tarihsel romanla da ilgilenmeye başlamış ve renkli bir tarihsel fonla, genellikle 16. ve 17. yüzyılda geçen heyecanlı öyküler yazmayı hedeflemiştir. Kalıcılığını da oyunlarıyla değil, bu tarihsel romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir. Victor Hugo gibi romantik akımın başlıca yazarlarındandır. Dumas başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek için daha fazla yazmaya başlamıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. Alexandre Dumas'nın eserlerini, özellikle de "Üç Silahşörler"'i yazarken tarihi oldukça saptırdığı, olaylara fazlasıyla hayâl gücünü kattığı söylenir. Bu söylentiler kulağına kadar gelince Dumas, "Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu" demişti. Alexandre Dumas 1870'te, Dieppe yakınlarında ölmüştür.
- Sana paha biçilmez bir teklifim var.
+ Özgürlüğüm mü?
- Hayır, özgürlüğün senden alınabilir. Ben sana bilgi vaadediyorum.
Her meyvenin bir kurdu olduğu gibi, her insanın da yüreğinin derinliklerini kemiren bir tutku vardır
“ Aşk çiçekleniyor ve etrafındaki her şeyi de çiçeklendiriyordu: Aşk, dünyanın tüm çiçeklerinden daha parıltılı, daha hoş kokuluydu. “
Alexandre Dumas
Sayfa 144 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Bence insan bu kadar kolayca mutlu olmak için yaratılmadı! Mutluluk, büyülü adalarda kapılarını ejderhaların beklediği saraylar gibidir. Onu elde etmek için savaşmak gerekir.
Gözümüzü dört açmalıyız,dedi. Çünkü kedilerden farelerden çok daha tehlikeli bir hayvan var !
-Hangisi ?
- İnsan !..
"Eh!" dedi Athos, "Muhammed'in müminlerinin dediği gibi Allah büyüktür ve gelecek onun ellerindedir."
Alexandre Dumas
Sayfa 536 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İlk olarak bu kitabı bir arkadaşımın elinde görmüştüm ismi biraz degişik gelmişti.Daha sonra bende okumak istedim ve başladım.Cornelius'un babasının maddi gücü çok iyi ve tüccar işiyle ugraşıyor.Vefat etmeden öncede Cornelius'dan bir şey istiyor.Tıp,bilimsel ve siyasal şeylerle ilgilenmeyip daha çok ticaretle ilgilenmesini istiyor.Cornelius babasinın bu sözüne uyarak laleler yetiştirmeye başlıyor.Sonra bir yarışmanın oldugunun duyuyor.Merak edip ögreniyor ki kral siyah lale yetiştirine büyük miktarda para vericek.Yetiştirmeye başlıyor fakat komşusunun fesatlıgına ugruyor ve hapise atılıyor.Sonu daha güzel bitiyor ama onu burda anlatmıycam.Ben çook begendim ve çook hoşuma gitti.Umarım sizde okur ve begenirsiniz.
Uzun süre bekledim bu güzel kitabın basılmasını, iyi bir çeviriden okumak istedim hep... Sonunda İş Bankası yine beklentimi karşılayacak, neredeyse hatasız harika bir çeviriyle iki cilt olarak bastı Monte Cristo Kontu'nu...

Tam bir başyapıt okudum. Kalın, 1500 sayfalık kitap su gibi aktı. Sayfaları çevirdikçe heyecanım da merakım da artarak devam etti. Muazzam bir kurgu ve akıcı bir anlatımla büyülüyor okuyucuyu eser. (Ezel adlı dizi de konu olarak Monte Cristo Kontu'ndan esinlenmiş, araştırırken öğrendim bunu da ben.)

Konuyu kısaca anlatmak istiyorum. İçimdeki her şeyi yazsam buralarda yer kalmaz çünkü! :)
Edmond Dantes, Marsilya'lı genç bir denizcidir. Pharaon adlı bir ticari geminin de kaptanı olma yolundadır. O başarılıdır ve her başarılı insanın çevresinde onu çekemeyen birkaç insan vardır. Gemide muhasebe işlerini yapan Danglars da bunlardan biridir. Edmond'u, sevdiği kız (Mercedes) ve babası beklemektedir kasabada. Amacı bu gelişinde Mercedes ile evlenmek ve mutlu olmaktır Edmond'un. Fakat işler yolunda gitmeyecektir tabi ki! Mercedes de Edmond'a aşıktır ancak Mercedes'in kuzeni Fernand bunu bile bile onu kendisiyle evlenmeye ikna etmeye çalışır. (Kara kedi Fernand!) Bakar ki evliliğe doğru hızla gidiyor bu ilişki, entrika çevirmekten başka çaresi olmadığını anlar Fernand. Danglars ve Kadrus (Edmond'un komşusu) ile birleşerek büyük hem de çok büyük bir komplo kurarlar Edmond'a...

İşte böyle başlar Monte Kristo Kontu'nun öyküsü. Tabi ki bu kadarla kalmaz hiçbir şey. Suçsuz bir adamın başarısını ve aşkını kıskananları büyük bir intikam beklemektedir. Yolunda giden (!) hayatları, önlerine çıkan geçmişleri sayesinde altüst olacak mıdır? Edmond intikamını nasıl alacaktır? Elinden giden on dört yılın hesabını sorarken başından neler geçecektir? Okuyup görün bundan sonrasını dostlarım... :)

Fragman tadındaki özetim sonrası okuma isteğinizin arttığını görür gibiyim! :D Ana karakterleri yazsam da bana göre kitabın kilit karakterlerinden bahsetmedim yazarken. Sürprizler kaçsın, tatlar bozulsun istemem. Bir yandan bitmesini istemeyecek bir yandan da hızla sayfaları çevirip olacakları öğrenmek isteyeceksiniz. Gözünüzde büyütmeyin sayfaların çokluğunu ve alıp okuyun derim ben. Pişman olmayacaksınız... :)
Alexandre Dumas 'tan aşk, nefret, ihanet, kin, intikam, merhamet, dürüstlük, sahtekarlık, vefa ve ahde vefa temalarının muhteşem bir şekilde işlendiği harika bir eser.

Kitapta, büyük bir komployla hapse atılıp hayatı karartılan Edmond Dantes isimli kişinin, düştüğü bu durumdan kurtulup, kendisine bu oyunu oynayanlardan intikamını alması anlatılıyor. Nasıl ki kendisine kurulan komplo ince ince işlenerek kurgulanmışsa, bu durumdan kurtulması ve intikamını alması da sanki ilmik ilmik işlenmiş gibi en hassas noktasına kadar düşünülüp kurgulanarak okuyucuya sunuluyor.

Dünya üzerinde nerdeyse iki yüz yıla yakın bir süredir okunan, bu derece önemli bir dünya klasiği hakkında çok fazla şey yazmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Kısaca mutlaka okunması gereken kitaplardan biridir diyerek incelememi bitiriyorum.
Siyah Lale okuduğum ilk Aleksandre Dumas kitabı. Yazarın kitaplarını okumaya karar vermemin ardından Üç Silahşörler, Monte Kristo Kontu gibi kitaplarına nazaran daha az hacimli olması nedeniyle ilk tercihim Siyah Lale oldu. 1600'lü yılların yani 17. yüzyılın Hollanda'sında geçen hikaye içinde siyaset, dram, aşk gibi çeşitli unsurlar barındırıyor. Siyasi anlamda çalkantılı günler yaşayan Hollanda'da Başbakan Johan de Witt ve kardeşi Cornelis de Witt idam edilmişlerdir. Bu olaylar yaşanırken Haarlem Çiçek Üreticileri Derneği siyah lale üreten kişiye yüklü miktarda para hediye edilmesini kapsayan bir yarışma başlatır. Tabii siyah lale üretmek çok zor bir iştir, hattâ neredeyse imkânsızdır. Dönemin önemli lale yetiştiricilerinden biri olan Cornelis van Baerle'nin amacı siyah lale yetiştirebilmektir ancak önünde çok büyük bir engel vardır. Bu genç adam, idam edilen Cornelis de Witt'in vaftiz oğludur ve Witt kardeşlerle olan bu bağlantısı önüne aşılması zor tümsekler olarak çıkacaktır.

Tarihi gerçeklikler ile hayal gücünün harmanlandığı Siyah Lale için mükemmel veya çok kötü şeklinde bir yorum yapamayacağım. Bana göre Siyah Lale ortalama bir kitaptı, yani okuru sıkmayacak (ben zaman zaman sıkıldım) ancak aynı zamanda okura fazla bir şeyler de vadetmeyecek bir kitap. Yukarda belirttiğim tarihi gerçeklikler kısmını kitapta sevdim, yani tarihte gerçekten yaşamış kişilerle ilgili az da olsa bilgi sahibi olmak hoşuma giden noktalardan biri. Kitabın ana fikrini de sevdiğimi söyleyebilirim, azim ve inanç gibi hususların bir araya gelmesiyle zorlukların üstesinden gelinebileceği fikrini. Tabii bu fikir binlerce kitabının ana fikri oluşturabilir dolayısıyla bu da işin içine kitabın konusu, akıcılığı, nasıl kurgulandığı gibi unsurların girmesine neden oluyor. Beni sıkan şeylerden biri kitabın duygusunun bana bir türlü geçemeyişiydi. Okuduğu kitapları hissetmeyi seven biri olan ben bu duyguyu Siyah Lale'de yakalayamadım. Birkaç yüzyıl önce yazılmış olması itibariyle yazarın kullandığı dil de zaman zaman garip gelebiliyor, özellikle duygusal kısımların olduğu paragraflarda. Benim için bir kitabın sonunun (kitap polisiye değilse ya da gizem barındırmıyorsa) kolay tahmin edilebilir olması problem değil, ancak bu kitabı okurken çok fazla keyif almadığım için sanırım normalde rahatsız olmayacağım bu durum bile beni rahatsız etti. Sonuç olarak Siyah Lale kötü müydü hayır, belki kötüydü diyemem ama güzeldi diyebileceğimi de hiç sanmıyorum. Benim için sadece bir deneyim, farklı bir yazar ve kitapla tanışmış olmaktı.
Monte Kristo Kontu, Dumas' ın en iyi kitabı bence. Kitap haksız yere arkadaşlarının ihaneti sonucu hapise giren Edmond Dantes' in intikam hikayesi. Edmond Dantes beni Raskalnikov' dan sonra en çok etkileyen kitap karakteri.Düşmanlarının evine dost olarak girip tek lokmalarını yiyip içmemesi çok etkileyici.Zekasına,sabrına,azmine, mücadele etmekten hiç vazgeçmeyen güçlü karakterine hayran kalıyorsunuz. Bu kitap sayesinde limon suyuyla yazılan yazının sadece ateş ışığında görülebileceğini öğrendim. Herkese tavsiye ederim
İlk okuduğum roman olan Monte Cristo Kontu’ nun yazarı Alexandre Dumas’ ın yine eşsiz kitabı. Kitap için de aşk, aksiyon, ızdırap, mutluluk, hüzün, sevgi, kıskançlık her şey mevcut. Kadınları çiçeğe benzetmiştim bu zamana kadar, kitap sayesinde de hem çiçeklere hem de kitapta olan başrol oyuncularından Sevgili Rosa sayesinde kadınlara saygım daha da arttı.
Çok etkileyici bir kitaptı. Daha sonra filmini de izledim ama kitaptakine göre çok daha zayıf kalmış. Filmi izlerken başından sonuna kadar hep kitaptaki gibi yakalar beni bir yerde diye bekledim ama pek olmadı. Hikaye sonderece güzel. İsmine bakınca daha basit çağrışımlar yapmıştı bende. Fakat klasiklere girmeyi neden hakettiğini okurken hemen anlıyorsunuz. Son derece keyifli, sürükleyici ve hoş bir anlatım. Çok beğenmiştim. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Uzun süre İş Bankası Kültür Yayınlarının basmasını beklediğimiz Monte Cristo Kontu inanın beklediğinize değecek bir klasik. 1.cildini bitirdim 2. cildini Aralık ayında okuyacağım. Ama eğer Kasım ayı okuma planım yapmış olmasaydım ve hatta uzerine bir de video çekmemiş olsaydim kesinlikle hemen okumak isterdim.
Monte Cristo Kontu macera kategorisine girebilecek bir klasik. Edmond Dantes ise en az Raskalnikov kadar etkilendigim bir karakter oldu. Kitabın ilk yarısını resmen nefesimi tutarak okudum, bazı sahneler öyle heyecanlıydı ki; kitabı elimden bırakıp kısa molalar vermek zorunda kaldım.
Kral'ın ve kralcıların Napoleon'un dönmesinden korktuğu Resterasyon döneminde, hayatının en mutlu gününü yaşarken korkunç bir iftiraya maruz kalır Edmond.
Bir iftira insan hayatında nelere mal olur, insanı nasıl değiştirir dönüştürür, intikam nasıl alınır? daha güzel bir kurgulanamazdı.
#alıntılar
Nefretin gözü kördür, öfke bilinçsizdir ve intikamı kadehine dolduran zehirli şerbeti içmeyi göze alır.
Fiyatı yükselttiginizde satılık olmayan hiçbir şey yoktur!
İyiliğe, insancıllığa ve minnettarlığa elveda..
Yüreği çiçeklendiren tüm duygulara elveda!.. İyileri ödüllendirmek için Tanrı'nın görevini üstlenmiştim... Şimdi de alçakları cezalandırmam için intikam tanrısı yerini bana bıraksın!
Bir ihanetin ve bir intikamın kaneviçe gibi ince ince örülmüş, olaylarla dolu sayfaların su gibi akıp gittiği bir dünya klasiği. Okuması kolay ama zevkli bir kitap. Hani bazı güzel şeylere "roman tadında" derler ya işte o tadı alacağınız türden.
İnsanoğlunun olmuş, olabilecek ve olan hâllerini en iyi anlatan kitaplardan biri bence. Daha önce kurgusal romanlarda gördüğüm en iyi tasavvurlar Dostoyevski'nin eserlerinde vardı. Orada insanların aydınlık-karanlık, iyi-kötü, güzel-çirkin vb. tüm unsurları tam bir şeffaflık ile gözler önüne seriliyordu. Bu kitapta ise insanın hatta tüm insanların varabileceği en yüksek nokta ile düşebileceği en düşük nokta arasındaki bağlantıların işlendiğine tanık oldum. Yani, yaptıklarımız ve yapmadıklarımız ile olanlar ve olmayanlar biraraya gelerek bir insanı hem kendi içinde hem de hayattaki konumda yüceliğe erdirebilir ya da dibe vurdurabilir. Kitaptan anladığım çok fazla olgu var. Ama bir tanesi diğerlerini bir böcek gibi eziyor. O da; her birimizin kendi içinde sahip olduğu bir yap-boz var. Bu yap-bozu, kendi arzularımız ve karakterimizle tamamlıyoruz. Aynı zamanda, bizden daha yüce olan bir yap-bozun ufacık bir parçasıyız. Herhangi bir yap-bozdaki ufak bir değişimin yarattığı etkiye tanık olmak ve anlamak ise gerçekten büyük bir lütuf!

Yazarın biyografisi

Adı:
Alexandre Dumas
Tam adı:
Dumas Davy de la Pailleterie
Unvan:
Fransız Roman ve Oyun Yazarı
Doğum:
Fransa, 24 Temmuz 1802
Ölüm:
Dieppe, 5 Aralık 1870
Alexandre Dumas Pére... Fransız yazar. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske gibi tarihi romanlarıyla tanınır. Üçyüze yakın macera romanı yazmıştır. 19. yüzyılın en verimli ve en sevilen Fransız yazarlarındandır. Önce oyunları daha sonra da tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle, Kardinal Richeliey dönemindeki gözüpek kahramanı anlattığı romantik tarzda yazdığı Üç Silahşörler (1844) ve Monte Kristo Kontu (1845) en tanınmış yapıtlarındandır. Dumas'nın renki, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar (1852-54) adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar. Dumas, geçimini sağlamak amacıyla genç yaşta Paris'e gitmiştir. Avukat olmayı planlamış ama geleceğin Fransa Kralı Orléans dükü Louis-Phlippe'nin hizmetine girmiştir. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar vermiştir. Yazdığı oyunlar döneminde olduça ilgi görmüştür. III. Henry ve Sarayı (1829) adlı oyununda Dumas, Fransız Rönesansının gösterişli bir tablosunu çizmiştir. Napoléon Bonaparte (1831) yeni ölen imparatorun efsaneleşmesini sağlamıştır. Dumas, oyun yazarken tarihsel romanla da ilgilenmeye başlamış ve renkli bir tarihsel fonla, genellikle 16. ve 17. yüzyılda geçen heyecanlı öyküler yazmayı hedeflemiştir. Kalıcılığını da oyunlarıyla değil, bu tarihsel romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir. Victor Hugo gibi romantik akımın başlıca yazarlarındandır. Dumas başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek için daha fazla yazmaya başlamıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. Alexandre Dumas'nın eserlerini, özellikle de "Üç Silahşörler"'i yazarken tarihi oldukça saptırdığı, olaylara fazlasıyla hayâl gücünü kattığı söylenir. Bu söylentiler kulağına kadar gelince Dumas, "Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu" demişti. Alexandre Dumas 1870'te, Dieppe yakınlarında ölmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 546 okur beğendi.
  • 6.948 okur okudu.
  • 105 okur okuyor.
  • 3.299 okur okuyacak.
  • 70 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları