Alexandre Dumas

Alexandre Dumas

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.9
9,9bin Kişi
okuyor-dolu
33,8bin
Okunma
v3_begen_dolu
1.880
Beğeni
goz
42,2bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Tam adı
Dumas Davy de la Pailleterie
Unvan
Fransız Roman ve Oyun Yazarı
Doğum
Fransa, 24 Temmuz 1802
Ölüm
Dieppe, 5 Aralık 1870
Yaşamı
Alexandre Dumas Pére... Fransız yazar. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske gibi tarihi romanlarıyla tanınır. Üçyüze yakın macera romanı yazmıştır. 19. yüzyılın en verimli ve en sevilen Fransız yazarlarındandır. Önce oyunları daha sonra da tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle, Kardinal Richeliey dönemindeki gözüpek kahramanı anlattığı romantik tarzda yazdığı Üç Silahşörler (1844) ve Monte Kristo Kontu (1845) en tanınmış yapıtlarındandır. Dumas'nın renki, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar (1852-54) adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar. Dumas, geçimini sağlamak amacıyla genç yaşta Paris'e gitmiştir. Avukat olmayı planlamış ama geleceğin Fransa Kralı Orléans dükü Louis-Phlippe'nin hizmetine girmiştir. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar vermiştir. Yazdığı oyunlar döneminde olduça ilgi görmüştür. III. Henry ve Sarayı (1829) adlı oyununda Dumas, Fransız Rönesansının gösterişli bir tablosunu çizmiştir. Napoléon Bonaparte (1831) yeni ölen imparatorun efsaneleşmesini sağlamıştır. Dumas, oyun yazarken tarihsel romanla da ilgilenmeye başlamış ve renkli bir tarihsel fonla, genellikle 16. ve 17. yüzyılda geçen heyecanlı öyküler yazmayı hedeflemiştir. Kalıcılığını da oyunlarıyla değil, bu tarihsel romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir. Victor Hugo gibi romantik akımın başlıca yazarlarındandır. Dumas başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek için daha fazla yazmaya başlamıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. Alexandre Dumas'nın eserlerini, özellikle de "Üç Silahşörler"'i yazarken tarihi oldukça saptırdığı, olaylara fazlasıyla hayâl gücünü kattığı söylenir. Bu söylentiler kulağına kadar gelince Dumas, "Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu" demişti. Alexandre Dumas 1870'te, Dieppe yakınlarında ölmüştür.
Monte Cristo Kontu
Monte Cristo Kontu
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Siyah Lale
Siyah Lale
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Üç Silahşor
Üç Silahşor
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Demir Maske
Demir Maske
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Binbir Hayalet
Binbir Hayalet
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Sainte - Hermine Şövalyesi
Sainte - Hermine Şövalyes...
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Daha Fazla
1552 syf.
·
10/10 puan
Ezel in İlham Kaynağı(*spoiler)
Önce her incelememde olduğu gibi kitabın yazarında biraz bahsetmek istiyorum.
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
, Fransız bir yazar.1805-1870 arasında yaşamıştır.Macera kitaplarında tam bir üstad.Eserlerinin 200 den fazla filmi yapılmıştır.Tiyatro ve gezi ile de ilgilenmiştir.100.000 sayfayı geçer onun tüm eserlerinin toplamının sayfa sayısı.Paris te Tarih Tiyatrosununda kurucusudur.Kendi adıyla aynı isimden oğlu vardır.
Alexandre Dumas (fils)
Alexandre Dumas (fils)
gayri meşru bir çocuktur.Çok iyi bir tiyatro ve roman yazarıdır.Onun adının sonuna babası ile karıştırmasın diye fils yani oğul kelimesi de konularak ifade edilir.Babasına da pere yani baba denilir.Meşhur klasik roman
Kamelyalı Kadın
Kamelyalı Kadın
oğluna aittir. Monte Cristo kitabı ile ilgili genel anlamda birkaç şey söylemek istiyorum.Eser 1844 de yazılmıştır.Romandaki olaylar 1815 te başlar.Anlatıcı her yerdedir.Her şeyi bilir.Tepedelendi Ali Paşa nın adını romanda sık sık görürüz.Kendisi Osmanlı Devletine isyan eden bir validir.İsyanın neticesinde Yunanlar bağımsız olmuş ve Rumların bu isyan çok işine yaramıştır.Yazarın Türklükle ilgili birçok düşüncesinin olduğunu ve Türk tarihini çok araştırdığını düşünüyorum.Doğuyu çok güzel yorumlar.Doğu Batı ayrımını çok başarılı yapar.Analizleri çok kuvvetlidir.Ayrıca Türk mallarınında zenginlerin evlerindeki eşyalarda sürekli tercih edilen mallar olduğunu sık sık görürüz.
Teodor Kasap
Teodor Kasap
ve
Ahmet Mithat
Ahmet Mithat
çevirisinde dilimize kazandırma anlamında katkına bulunan kişilerdir.İntikam konusunda akla gelecek ilk eser olabilir.Ezel dizisi de bu eserden esinlenerek çıkmıştır.Benzer kişiler; Ömer : Edmond Dantes Ezel : Monte Cristo Kontu Cengiz : Fernand Eyşan : Mercedes Ramiz : Farya Ali : Caderousse Tefo : Baptistin Filmiyle ilgili(2002 yapımı) 35 milyon dolara cekilmiştir. 75 milyon dolar kazanmıştır. Imdb : 7.7 Edmond : Jim Caviezel : Hz İsa nın Çilesinden bildiğimiz Fernand : Guy Pearce : Emmy li Momento başrolü, La Continential,Hurt Locker oyuncusu Albert : Henry Cavill : Superman, Witcher, Mission : İmpossible den bilinen meşhur oyuncu Yönetmeni : Su dünyası ve Robin Hood filmlerininde aynı zamanda yönetmeni Kevin Reynolds 1.kitabın incelemesi Bir gemide çalışan Edmond Dantes, dönüş yoluna geçildiğinde 1.kaptanın yolculuk esnasında ölmesinden dolayı 1.kaptan olarak yolculuğa devam eder.Kaptan ölmeden önce Napolyon dan(kitapta Zorba olarakta geçer) bir mektup alması için bir adaya gitmesi gerektiklerini söyler.Dantes te bu görevi kaptan öldükten sonra kendisi yapar.Fransa ya gemi döndüğünde kaptanın geminin sahibi tarafından, Edmond un olması istenir.Tabiki maddi durumu kötü olan Edmond, teklifi hemen kabul eder.Artık Edmond, bu teklif üzerine sevdiği kız ile yani Mercedes ile evlenebilecektir.Fernand, Mercedes i sever.Danglars, Edmond u kıskanan bir muhasebecidir.Caderousse ise Edmond un komşusudur.3ü bir olurlar ve Edmond un Bonapartçı olduğunun yazılı olduğu sahte bir mektup hazırlarlar.Savcı Villefort ise bir Bonapartçının oğludur.Savcı da kısaca Edmond un tutuklanması için bu komplonun bir parçası olmuştur.Yargısız infaz yapılır ve hapishanede bulur kendini başkahramanımız.Edmond, hapishanede Farya adında kendini çok geliştirmiş bir rahiple tanışır.Farya hem ona eğitim verir, hemde gözünü açar.Edmond artık intikam isminin karşılığı durumundadır.Edmond 14 sene sonra hapishaneden kaçar.Ama Farya kaçma esnasında ölür.Farya ona ölmeden önce Monte Cristo Adasındaki hazineden bahseder.O hazineyi de eline geçiren Edmond Dantes, artık o Monte Cristo Kontudur. İkinci kitap Bu kitapta yaklaşık 760 sayfa civarında olup, Edmond Dantes in zengin bir insan olarak girdiği, Rahip Faria dan elde ettiği hazinenin yerini bulduktan sonraki dönemini anlatıyor.Artık sıra intikam almaya gelmiştir.Gözünü kan ve bu hırstan girmiş ve başka hiçbir şey göremez olmuştur.İkinci kitapta kullanmış olduğu intikam metodları çok başarılı.Yazar belli ki üzerinde baya bir düşünmüş.Mercedes le karşılaşması kısımları çok iyi.Aşk, romantizm sahneleri baya iyi. Kitabı okuduktan sonra filmi bence izlemeyin, filmle kitabın alakası yok demem yanlış olur ama çoğu kısmı kesmişler.Çoğu önemli karakter yok.Çoğu önemli gördüğüm sahne yok.Örneğin zehirlenme sahneleri var ikinci kitapta onlar filmde yok.Hayde karakteri kitapta var, filmde yok.Ali karakteri gene aynı.Film kısaca gereksiz ama güzel bir yapım denilebilir mi denir.Ama kitabı yakalamayı bırakın, yaklaşamamış. Kitaplara puanım tabiki 10.
Monte Cristo Kontu
Monte Cristo Kontu
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.2/10 · 16,8bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
1552 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
1800lü yılların ünlü Fransız yazarı Alexandre Dumas’nın 1.500 sayfalık bu uzun mu uzun romanı, okuyucusunu tarihi bir maceraya sürüklüyor. Döneminde tefrika edildiğinde büyük yankı uyandıran, Dumas’nın özellikle kadın hayranlarını büyüleyen bu roman, heyecanlı ve sürükleyici kurgusunun yanı sıra merkezinde yer alan sıra dışı aşk hikayesi ile de etkiliyor okurunu. En ünlü klasiklerden olmasının yanı sıra ülkemizde, beğendiğim senarist Kerem Deren’in kaleminden, “Ezel" dizisine ilham kaynağı olması ile de iyi tanınıyor. Roman, genç denizci Edmond Dantes’nin hiçbir suçu olmadan, kendisini çekemeyenlerce tuzağa düşürülüp hapse atılmasını ve sefil zindanlarda 14 koca yıl geçirdikten sonra kaçarak intikam peşinde koşmasını konu alıyor. Dumas’nın kurguladığı zindan, kaçış ve intikam öyküleri o kadar kurnaz, etkileyici ve dönemin ruhuna uygun ki, okuyucuyu peşinden sürüklüyor ve 1.500 sayfa hızlıca akıp gidiyor. Tabii bu noktada bu uzun romanı yazarken Dumas’nın bir gölge yazar (Auguste Maquet’i) kullandığını da belirtelim; uzun, duygu yüklü, okuyucusunu gözyaşlarına boğan diyalogların ve betimlemelerin bir kısmı, Dumas’nın kurgusu doğrultusunda, Maquet tarafından yazılıyor. Romanı incelerken dönemin atmosferini bilmekte fayda var. 1800lü yılların ortasında, Marsilya, Roma ve Paris’te geçiyor roman. Aristokrasinin hakimiyetinin devam ettiği dönemdeyiz hala; 20 yıl önceki Fransız ihtilalini ve Jakoben’lerin parçalanmasını takiben Fransız tahtı soylu krallar ile yenilikçi imparator Napoleon arasında el değiştiriyor. Romanın hikayesinin de dayandığı belirsizlik dönemleri; iktidarın taraflar arasındaki hızlı değişimi dünün kahramanlarını bugünün hainleri yapıyor; ihanetler, tuzaklar, gözden düşmeler sırasında sermaye el değiştiriyor, her zaman olduğu gibi köşe dönücüler de hazır, bekliyor. Dumas krallık çevresindeki bu kaosu ve değişimi hicvediyor. Dönemin toplumsal atmosferi de günümüzden oldukça farklı. Aristokrasinin çok kuvvetli olduğu dönemdeyiz; soylu olmayan herkes çalışmak zorunda, ancak soyluların böyle bir derdi yok; zira en prestijli meslekler olan üst düzey devlet memurluklarına zaten sadece soylular yerleştiriliyor (bir nevi günümüz bankamatik memuru gibi çoğunluğu). Soylu iseniz; erkeklerde de, kadınlarda da birinci öncelik dış görünüş. Soyluların ciddi bir zamanı dönemin modasına uygun kıyafet diktirmek, giyinmek, süslenmek ve davetler düzenlemekle geçiyor. Gösteriş o kadar ön planda ki, Dantes -arada hicvetse de- kahramanlarının görgüsüzlüğünü ya da asilliğini vurgulamak için detaylı mekan ve kıyafet tasvirlerinden yararlanıyor. Dolayısıyla para da en büyük güç ve iktidar kaynağı, ve maalesef, kahramanını haklı ve üstün kılabilmek için Dantes de hikayesini, gizli bir hazineden sağlanan esrarengiz zenginliğe dayıyor. Genç Dantes’yi iyiliğin merkezine koyarak onun ve sevdiklerinin mahvına sebep olan herkesi cezalandırıyor romanında Dumas. Bu yüzden karakterlerde iyi/kötü ayrımları çok belirgin ve roman boyunca da değişmiyor. Bizim eski Türk filmlerini hatırlatan bir tadı var; iyiler çok iyi ve her zaman iyi, kötüler de alabildiğine ve değişmezcesine kötü. Öyle ki kötüler zevksizliklerinden, kabalıklarından, çirkinliklerinden, hatta de Villefort’un oğlu minik Eduard’da olduğu gibi çocuklarının terbiyesizliğinden bile kolayca ayırt edilebiliyorlar. Bu sembolik anlatım her ne kadar gerçekten son derece uzak olsa da döneminde büyük ilgi çekiyor. Haksızlıklara karşı savaşan ve intikam alan Dantes’nin gerçeküstü maceraları; sınırsız zenginliği, olağanüstü planlama yeteneği ve kusursuz zamanlaması ile Binbir Gece masallarından fırlamışa benziyor. Ayrıca bu tarihi roman, dönemin esrarlı ve merak edilen Doğu kültürüne, hatta Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerindeki Balkan isyanlarına kadar bir çok esrarı ve büyülü atmosferi de Avrupalı okuyucusunun önüne seriyor. Çağdaşı Rus yazarlarla kıyaslandığında edebi anlamda pek bir şey vaat etmiyor roman. Dumas’nın karakterleri çağdaşı Dostoyevski ya da Tolstoy’da gördüğümüz derinlikten çok uzaklar; yazar karakterinin iç dünyasına girmektense yüzeysel ve basmakalıp değerlendirmeler ile yetiniyor. Detaylı odaklandığı tek karakteri kahramanı Dantes; onda bile, haksızlığa uğramış, gençliğini ve hayallerini yitirmiş ve gücü eline geçirince intikam peşine düşmüş bu adamın ruh dünyası, yaşadığı iç çelişkiler, güç-inanç çatışmaları yazarımızı gereğinden az meşgul ediyor. Yıllar önce kısaltılmış bir versiyonunu okuduğum romanın bu kez tamamını okumaya karar verdim. Romanın kalbini oluşturan esrarı zaten bildiğimden bu bitmek bilmez 1.500 sayfa çok da büyük keyif vermedi bana. Yine de Dumas’nın dönemini hicveden bu macera romanı, Dantes’nin temsil ettiği “ilahi adalet” kavramı ve haksızlık yapanın sonunda cezasını bulduğu mutlu dünya kurgusu ile, sürekli ettiğimiz duaların karşılığıymışçasına, her dönem ilgi çekeceğe benziyor.
Monte Cristo Kontu
Monte Cristo Kontu
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.2/10 · 16,8bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Nes
ucnokta_yatay-1
256 syf.
·
Puan vermedi
"Felaketler insanın içindeki saflığı yok ediyordu"
Hiç şüphesiz
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
klasikler arasında bir klasiktir! Daha önce okuduğum
Monte Cristo Kontu
Monte Cristo Kontu
romanıyla etkilendiğim Dumas'ın
Siyah Lale
Siyah Lale
'si; özgürlük, aşk, umut, öfke gibi birçok duyguyu iliklerime kadar hissettirdi. Bazı bölümlerde nutkum tutuldu ancak yinede umudumu yitirmedim. Kitabı okudum ama âdeta bir film gibi izledim. "Her şeyin" güzel gittiği bir anda, "her şeyiniz" elinizden alındı mı hiç? Bir anda bir el gibi üzerinize çöken karabulutların sizi daha kötü günlere sürüklediğini düşünün.. Peki Tanrı'nın yazgısı mı bu yoksa insan suretinde ki iblislerin oyunu mu! İblis diyorum çünkü ben bu hikâyede, kıskançlığın, hırsın ve ihtirasın bir insana neler yaptırabileceğine şahit oldum. Tek bir insanın kıskançlığının, binlerce insandan oluşan büyük bir topluluğun öfkesinden daha büyük olabileceğini âdeta yaşadım! "Kötülük insan ruhunu ele geçirdiğinde çok hızlı yol alıyordu." [s.46] Evet tam da öyle oldu. Kötülük insan ruhunu ele geçirdi ve dönüşü olmayan olaylara davetiye çıkardı. Peki ucunda ölüm bile olsa kıskançlık aleviyle yanan bir kimseyi durdurmak mümkün müdür? Belkide mümkündür. Ancak bu bir insan tarafından yapılamayabilir. Ama ya Tanrı? Belkide her şeyin bittiğine inandığımız noktada, Tanrı bizim için daha güzel şeyler inşa ediyordur. "Rosa, siz Tanrı'nın yarattığı en mükemmel canlısınız!" [s.150] Evet aşk! Aşk her zaman en sevdiğimiz her şeyi ekarte etmiyor mu? Bu hikâyede aşk o kadar güzel işlenmiş ki, okurken yüreğim ısındı âdeta. Ve.. "... siyah lale, rüyasında, birinciliği sarışın Frizlinin güzel mavi gözlerine bıraktı." [s.128]
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
'a teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarak kitabın içeriğine kısaca değinmek isterim. Özgürlüğün anahtarı olarak nitelendirdiğim Siyah Lale; 16. yy'da Hollanda'da yaşanan lale çılgınlığı dönemine itafen yazılmış bir eserdir. Dönemin siyasal ve sosyal olayları ile beraber derlenen hikâyenin başkahramanı; saf, dürüst, masum ve kendini doğa bilimlerine adamış doktor Cornelis van Baerle'dir. Eserleriyle ün kazanmış Cornelis, Çiçek Üreticileri Derneği tarafından düzenlenen "Siyah Lale" yarışmasına katılmak istemektedir. Genetik açıdan üretimi zor olan siyah laleyi üreten kişi ödülün sahibi olacaktır. Ancak Cornelis bu yarışta tek değildir ve onu büyük felaketler bekler.. "Bazen insan kendisinde çok mutluyum deme hakkını asla bulamayacak kadar çok acı çeker." [s.225] Okuyun, okutturun.
Siyah Lale
Siyah Lale
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.6/10 · 9,2bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.