Alexandre Dumas

Alexandre Dumas

Yazar
8.9/10
7bin Kişi
·
24,2bin
Okunma
·
1.356
Beğeni
·
30,8bin
Gösterim
Adı:
Alexandre Dumas
Tam adı:
Dumas Davy de la Pailleterie
Unvan:
Fransız Roman ve Oyun Yazarı
Doğum:
Fransa, 24 Temmuz 1802
Ölüm:
Dieppe, 5 Aralık 1870
Alexandre Dumas Pére... Fransız yazar. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske gibi tarihi romanlarıyla tanınır. Üçyüze yakın macera romanı yazmıştır. 19. yüzyılın en verimli ve en sevilen Fransız yazarlarındandır. Önce oyunları daha sonra da tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle, Kardinal Richeliey dönemindeki gözüpek kahramanı anlattığı romantik tarzda yazdığı Üç Silahşörler (1844) ve Monte Kristo Kontu (1845) en tanınmış yapıtlarındandır. Dumas'nın renki, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar (1852-54) adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar. Dumas, geçimini sağlamak amacıyla genç yaşta Paris'e gitmiştir. Avukat olmayı planlamış ama geleceğin Fransa Kralı Orléans dükü Louis-Phlippe'nin hizmetine girmiştir. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar vermiştir. Yazdığı oyunlar döneminde olduça ilgi görmüştür. III. Henry ve Sarayı (1829) adlı oyununda Dumas, Fransız Rönesansının gösterişli bir tablosunu çizmiştir. Napoléon Bonaparte (1831) yeni ölen imparatorun efsaneleşmesini sağlamıştır. Dumas, oyun yazarken tarihsel romanla da ilgilenmeye başlamış ve renkli bir tarihsel fonla, genellikle 16. ve 17. yüzyılda geçen heyecanlı öyküler yazmayı hedeflemiştir. Kalıcılığını da oyunlarıyla değil, bu tarihsel romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir. Victor Hugo gibi romantik akımın başlıca yazarlarındandır. Dumas başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek için daha fazla yazmaya başlamıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. Alexandre Dumas'nın eserlerini, özellikle de "Üç Silahşörler"'i yazarken tarihi oldukça saptırdığı, olaylara fazlasıyla hayâl gücünü kattığı söylenir. Bu söylentiler kulağına kadar gelince Dumas, "Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu" demişti. Alexandre Dumas 1870'te, Dieppe yakınlarında ölmüştür.
Suçluyu bulmak istiyorsanız, önce işlenen suçun kime yaradığını araştırın!
Alexandre Dumas
Sayfa 188 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı, 1. Cilt
Aşk çiçekleniyor ve etrafındaki her şeyi de çiçeklendiriyordu: Aşk, dünyanın tüm çiçeklerinden daha parıltılı, daha hoş kokuluydu.
Ah, şu insanlar! Ellerinde baltayla başkalarının gururunu parça parça etmeyi düşünürler de kendi gururlarına bir iğneyle dokunulduğunda kıyameti koparırlar...
Bazen insan kendisinde çok mutluyum deme hakkını asla bulamayacak kadar çok acı çeker.
Alexandre Dumas
Sayfa 225 - İş Bankası Kültür Yayınları
1552 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10 puan
Edmond iyi çocuktu ama fena bir kusuru vardı. İnsanlara fazla güveniyordu. Sırf seviyor diye onları tanıdığını zannediyordu. Eğer Edmond'u o zaman tanısaydım söylerdim, Edmond derdim, HER İHANET SEVGİYLE BAŞLAR.

Kitabın içeriğine değinmeden önce düşüncelerimi beyan etmek istiyorum. Monte Cristo Kontu; okumayı sürekli ertelediğim ve bu yüzden beni pişman eden bir eser. Bana göre tam bir başyapıt. Siz hiç intikam aldınız mı? Ya da intikam duygusunu gerçekten iliklerinize kadar hissetiniz mi? Ben hiç almadım ama kitabı okurken yapılanlar bana yapılmış gibi intikam duygusuyla doldum taştım. Sadece bir intikam hikayesi olmayan, aynı zamanda aşk, merhamet, vefa borcu gibi birçok duyguyu hissettiren, âdeta yaşatan bu eseri herkesin okumasını isterdim. Kitabı okuduğum sırada; sinema, tiyatro ve diziye uyarlandığını öğrendim. Ezel dizisinin (izlemedim), Monte Cristo Kontu'ndan esinlendiğini öğrendiğim de biraz inceledim. Kitap ve dizi karakterleri şu şekilde;

Edmond = Ömer
Monte Cristo Kontu = Ezel
Rahip Faria = Ramiz Dayı
Mercedes = Eyşan
Fernand = Cengiz
Danglers = Ali
Baptistin = Tefo

Ancak diziyi izlemediğim için diğer karakterlerin kimlerle eşleştiğini bilmiyorum. Romanı okudum ama âdeta bir film gibi izledim ve iliklerime kadar hissetim. Çok alakasız ama, en sevdiğim roman karakteri olan Rodion Romanoviç Raskolnikov (Suç ve Ceza / Dostoyevski) ile Edmond Dantes'in yollarının kesişmesini isterdim :)
Birçok romanında üstün başarı elde eden Alexandre Dumas'a teşekkürlerimi sunarak kitabın içeriğine kısaca değinmek isterim..

Edmond Dantes, saf ve dürüst bir denizcidir. Edmond'un, büyük bir aşkı vardır, uğruna canını bile verir. Bu kadın güzeller güzeli Mercedes'tir. Bir de yakın arkadaşları vardır; iş arkadaşı Danglers ve sevdiği kadının kuzeni olan Fernand. Çalıştığı gemide, patronun isteğiyle kaptanlık görevine atanan Edmond, çok sevdiği Mercedes ile parlak ve huzur dolu bir geleceğe adım atmaktadır. Ancak sakin yaşamı, yakın arkadaşı Danglers ve Mercedes'e aşık olan Fernand'ın ihanetiyle bir anda darmadağın olur. İşlemediği bir suçtan yargılanır ve kendisini İf adıyla bilinen bir hapishanenin zindanında bulur. Zindana mahkum edilen Edmond'un her geçen gün umudu tükenir ve artık ölmek ister. Her şeyin bittiğine inandığı bu noktada Rahip Faria ile tanışır ve tüm hayatı değişir. Her konuda çok bilgili olan Rahip Faria, Edmond'u kendi oğlu gibi görür ve ona çok şey öğretir. Edmond ise o güne dek inandığı tüm doğru ve yanlış kavramlarını terk eder ve intikam yemini eder. 14 yıllık esaretin sonunda bir yolunu bulur ve hapishaneden kaçar. Hapishaneden çıktığında, ona ihanet edenlerin bir şekilde iyi mevkilere geldiğini, sevdiği kadının iftiracısıyla evlendiğini ve tek varlığı babasının açlıktan öldüğünü öğrenir. İntikam duygusu yoğunlaşan Edmond Dantes, bundan sonra yoluna Monte Cristo Kontu olarak devam eder.

OKUYUN, OKUTTURUN !
1552 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10 puan
Daha önce hiç intikam aldınız mı? Sizi üzen veya canınızı yakan bir insanı, aynı şekilde üzmek veya canını yakmak istediniz mi? Eminim ki, intikam alma fırsatını elde edememiş olsanız bile kesinlikle intikam almak istemişsinizdir. Çünkü intikam çok güçlü bir duygudur ve içerisinde ihanete uğramışlık hissini barındırır. Pek tabii hiç kimse de ihanete uğramış olmak istemez.

İşte Alexandre Dumas Pere'nin müthiş bir intikam öyküsünü işlediği ve yazımını 1844 yılında tamamladığı Monte Cristo Kontu'nda, Edmond Dantes isimli 19 yaşındaki bir denizcinin, yakınları tarafından kıskanılması ve sonucunda onların ihanetine uğraması konu alınır.

------Kitabı sevdirecek kadar spoiler vardır. Asla kitabı okumanıza engel teşkil etmeyecektir.------

Edmond Dantes'e ihanet eden yakınları, aynı gemide beraber çalıştığı muhasebeci iş arkadaşı Danglars, komşusu Caderousse ve Dantes'in nişanlısı Mercedes'e aşık olan Fernand'dır. Bu kişiler Dantes'i kıskanır ve onun başına hiç ummadığı bir çorap örerler. Çünkü Edmond Dantes, geleceği parlak olan bir gençtir ve nişanlısı Mercedes ile güzel bir hayata adım atacaktır. Bu da onun kıskanılması için yeterli bir sebeptir.

Danglars, Caderousse ve Fernand, birlikte bir mektup yazarak Edmond Dantes'i bir casus gibi ihbar ederler ve evlilik gününde Dantes'i tutuklatarak İf Şatosu'na gönderilmesine sebep olurlar. Dantes haksız bir şekilde İf Şatosu'nda tam 14 yıl tutuklu kalır. Geçen 14 yılda umutları tükenip artık intihar etmeyi düşünen Dantes, hücresinin duvarından gelen tıkırtılarla hayata tutunmaya başlar. Yan hücre komşusu İf Şatosu'ndan kaçma planları yaparken kazdığı tünel tesadüfen Dantes'in odasına çıkar. Kaçma planı yaparak Dantes'in hücresine gelen kişi Rahip Faria'dır. (Rahip Faria efsane bir karakterdir ve kitaplarda karşılaşıp hayranı olduğum yan karakterler arasında ilk üçe kesinlikle girer.) Rahip Faria bilge bir kişidir ve zamanla bütün bildiklerini Dantes’e öğretmeye başlar. Bu noktadan sonra artık ikisi birlikte kaçma planları yaparlar. Ancak Rahip Faria bu esnada bir krize yakalanır ve ölür. Dantes ise onun cesedinin yerine geçerek İf Şatosu'ndan kaçmayı başarır. Bu arada Rahip Faria Dantes'e, Monte Cristo Adası'nda bulunan ve yerini sadece kendisinin bildiği gizli bir hazinenin de yerini söylemiştir ve bu hazine Edmond Dantes'in intikamını alması için kullanılacaktır.

İf Şato'sundan kaçtıktan sonra Edmond Dantes ismini Monte Cristo Kontu olarak değiştirir. Düşmanlarını uzaktan izleyerek onlardan nasıl intikam alacağını tüm ayrıntılarıyla ve hiçbir hususu göz ardı etmeden planlar. Çabuk ve hızlı bir intikam istememektedir. Çünkü 14 yıl boyunca her gün intikam yemini etmiş ve beklediği gün sonunda gelmiştir.

Bu noktada daha fazla bilgi vermek, kitabın içeriği ile ilgili ayrıntıya girmek ve olay örgüsünü deşifre etmek anlamına geleceğinden anlatımımı durdurmam gerekiyor. Oysaki hiç de kendimi durdurmak istemiyorum. Monte Cristo Kontu'nun efsanevi intikam öyküsünü ve detaylı planlarını günlerce konuşmak ve anlatmak istiyorum aslında. Ama bencil olup kitapla ilgili hevesinizi kaçırmak da istemem. Sonucu merak edenlerin kitabı edinerek okuması gerekiyor.

Monte Cristo Kontu, 1000 küsür sayfalık bir kitabı ikinci defa okumayı göze aldığım, Harry Potter serisinden sonra, ikinci kitap. Benim için efsane bir eser ve ölmeden önce mutlaka okumanız gereken bir kitap. Üzgünüm ama bu kitabı okumadıysanız, hiçbir intikam sizi şimdiye kadar tatmin etmemiştir. Tam bir intikam hissi doyumuna ulaşmak istiyorsanız bu kitabı mutlaka ama mutlaka okumalısınız.

Son olarak, Monte Cristo Kontu ile ilgili genellikle sadece "intikam" teması üzerinden bilgiler veriliyor olsa da bütün kitap bir intikam öyküsünü anlatmıyor. Bu şekilde düşünürseniz yanlış olur. Kitabın işlediği diğer konular, adalet, aşk, bağışlama, yeniden doğuş ve merhamet olarak düşünülebilir. Zira Edmond Dantes yeniden doğduğu Monte Cristo Kontu ile sadece büyük bir intikam planı kurgulamamış, kendisine zamanında yardımcı olan iyi niyetli insanları da mükafatlandırma amacı gütmüştür.

Bir eleştiri: Kitabı ikinci defa okuduğum için mi bilmem ama kitaptaki bazı olaylar ve gereksiz rastlantılar bana biraz zorlamayla yazılmış gibi geldi. İlginç tesadüfler her zaman eserin inandırıcılığını azaltmıştır benim için. Efsane olduğunu düşündüğüm Monte Cristo Kontu'nda da bu eleştiriyi yapmadan geçemezdim.

O zaman bir eleştiri de kendime gelsin: Be adam, madem bu kitabı efsane olarak adlandırıyorsun, neden ikinci bir Alexandre Dumas Pere kitabı okumadın bu zamana kadar?

Sonuç itibarıyla, bu kitabı mutlaka okuyun, seveceksiniz.
1552 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
Uzun süre bekledim bu güzel kitabın basılmasını, iyi bir çeviriden okumak istedim hep... Sonunda İş Bankası yine beklentimi karşılayacak, neredeyse hatasız harika bir çeviriyle iki cilt olarak bastı Monte Cristo Kontu'nu...

Tam bir başyapıt okudum. Kalın, 1500 sayfalık kitap su gibi aktı. Sayfaları çevirdikçe heyecanım da merakım da artarak devam etti. Muazzam bir kurgu ve akıcı bir anlatımla büyülüyor okuyucuyu eser. (Ezel adlı dizi de konu olarak Monte Cristo Kontu'ndan esinlenmiş, araştırırken öğrendim bunu da ben.)

Konuyu kısaca anlatmak istiyorum. İçimdeki her şeyi yazsam buralarda yer kalmaz çünkü! :)
Edmond Dantes, Marsilya'lı genç bir denizcidir. Pharaon adlı bir ticari geminin de kaptanı olma yolundadır. O başarılıdır ve her başarılı insanın çevresinde onu çekemeyen birkaç insan vardır. Gemide muhasebe işlerini yapan Danglars da bunlardan biridir. Edmond'u, sevdiği kız (Mercedes) ve babası beklemektedir kasabada. Amacı bu gelişinde Mercedes ile evlenmek ve mutlu olmaktır Edmond'un. Fakat işler yolunda gitmeyecektir tabi ki! Mercedes de Edmond'a aşıktır ancak Mercedes'in kuzeni Fernand bunu bile bile onu kendisiyle evlenmeye ikna etmeye çalışır. (Kara kedi Fernand!) Bakar ki evliliğe doğru hızla gidiyor bu ilişki, entrika çevirmekten başka çaresi olmadığını anlar Fernand. Danglars ve Kadrus (Edmond'un komşusu) ile birleşerek büyük hem de çok büyük bir komplo kurarlar Edmond'a...

İşte böyle başlar Monte Kristo Kontu'nun öyküsü. Tabi ki bu kadarla kalmaz hiçbir şey. Suçsuz bir adamın başarısını ve aşkını kıskananları büyük bir intikam beklemektedir. Yolunda giden (!) hayatları, önlerine çıkan geçmişleri sayesinde altüst olacak mıdır? Edmond intikamını nasıl alacaktır? Elinden giden on dört yılın hesabını sorarken başından neler geçecektir? Okuyup görün bundan sonrasını dostlarım... :)

Fragman tadındaki özetim sonrası okuma isteğinizin arttığını görür gibiyim! :D Ana karakterleri yazsam da bana göre kitabın kilit karakterlerinden bahsetmedim yazarken. Sürprizler kaçsın, tatlar bozulsun istemem. Bir yandan bitmesini istemeyecek bir yandan da hızla sayfaları çevirip olacakları öğrenmek isteyeceksiniz. Gözünüzde büyütmeyin sayfaların çokluğunu ve alıp okuyun derim ben. Pişman olmayacaksınız... :)
192 syf.
"Gözyaşları güven verir, tebessüm ise sinsidir; tebessüm, kalbin yalan söylemek için altına saklandığı perdedir."
"Kalbinizin derinliklerinde keder var, çünkü ruhunuz acı çekiyor."

Pauline, gömülü roman tekniğiyle yazılmış, "gizli çekmeceler olan" bir eser. İçinde 3 farklı anlatıcının olduğu bir gizem/macera romanı.
*İlk üç bölümü ve son bölümü (14.bölüm) yazar Alexandre Dumas'dan dinliyoruz.
*3-6. bölümlerde ikinci anlatıcı giriyor devreye: Alfred De Neval
*7-13. bölümleri ise Pauline'de dinliyoruz ki bu bölümleri dinlerken, bir gizemi çözmeye çalışıyoruz. Pauline'ni hikayesi, bize bir kadının ilk heyecanlarını, aşkını, yanılgısını anlatıyor.
*Son bölümde ise yazar Alexandre Dumas hikayeyi yeniden eline alıyor, toparlıyor ve kitabı bitiriyor.
Kulağınıza biraz karışık geldiğinin farkındayım ama okurken daha anlaşılır olacak, bu bilgiler eşliğinde okuduğunuzda ise, çok daha kolay ve keyifli ilerleyeceksinizdir.
Alexandre Dumas'nın diğer kitaplarında da gördüğümüz intikam duygusu yüksek, merak unsurunun yoğun olduğu, sayfaları birbiri ardına çevirmenizi sağlayacak iyi bir romandı. Çok severek okudum.
Kitap hakkında detaylı yorumumu bu videoda bulabilirsiniz: https://youtu.be/TJcPFLNi0dI
755 syf.
·16 günde·9/10 puan
Üç Silahşor
Sürekli bir heyecan söz konusu bir olaydan diğer bir olaya geçiyorsunuz. Kitabın tamamı bu şekilde ilerliyor diyebilirim. Bitmek bilmeyen bu heyacan ve merak duygusu okudukça sizi daha da içine çekiyor. Kitabı sevdiğim kadar sevmediğim yönleri de vardı. #Örneğin; Karakterlerin tümü Kraliçe de dahil olmak üzere ya evli birine aşıktı yada evli biriyle sevgiliydi. Silahşörler mert, yiğit, delikanlı, sözünün eri, güçlü kuvvetli dahası güvenilir karakterler olarak anlatılıyordu. Ama gel gör ki her birinin evli ve parasını yediği güzel bir sevgilisi vardı. :)) Bir diğer noktaysa silahşörler kendilerine tapar derecede sadık olan bir hizmetkâra görev veriliyorlar. Bu görevi canı pahasına yerine getireceğini bilmelerine rağmen her bir silahşör hiçte gerek yokken onu tek tek ölümle tehdit ediyor. Ancak bu kadar yersiz olabilirdi. :)) Bu da spoi olur mu bilmiyorum ama söylemeden edemeyeceğim. Bir kadını bir ordu zaptedemiyor desem yeri var.

Yinede ben bu kadar akıcı bir kitap görmedim. İnsanı inanılmaz sürüklüyor. O tuğla görüntüsü yanıltmasın bir çırpıda gidiyor. Kütüphanemde kesinlikle olmasını istediğim dedemin yıllar önce okumuş olduğu bir kitaptı. O nedenle çok başka duygularla ele aldığım bu kitap benim için çok ayrı, çok özel bir yere sahip. Alexandre Dumas
224 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
İlk olarak bu kitabı bir arkadaşımın elinde görmüştüm ismi biraz degişik gelmişti.Daha sonra bende okumak istedim ve başladım.Cornelius'un babasının maddi gücü çok iyi ve tüccar işiyle ugraşıyor.Vefat etmeden öncede Cornelius'dan bir şey istiyor.Tıp,bilimsel ve siyasal şeylerle ilgilenmeyip daha çok ticaretle ilgilenmesini istiyor.Cornelius babasinın bu sözüne uyarak laleler yetiştirmeye başlıyor.Sonra bir yarışmanın oldugunun duyuyor.Merak edip ögreniyor ki kral siyah lale yetiştirine büyük miktarda para vericek.Yetiştirmeye başlıyor fakat komşusunun fesatlıgına ugruyor ve hapise atılıyor.Sonu daha güzel bitiyor ama onu burda anlatmıycam.Ben çook begendim ve çook hoşuma gitti.Umarım sizde okur ve begenirsiniz.
1552 syf.
·10/10 puan
Spoiler İçerir
Merhabalar Alexandre Dumas’ın en beğendiğim kitabı olan Monte Cristo Kontu yeni çıkarılan İş Bankası Kültür Yayınlarından okudum.Kitabın kalıbına bakıp uzun ve sıkıcı gelebilir bilakis çok akıcı ve okudukça okuyasınız elen bir eserdir.Eser aşk,nefret,ihanet,kin,intikam,merhamet,sevgi gibi konular üzerinde durmuştur.Konu olarak ise başkahramanın Edmond Dante gemide çalışmaktadır ve sevdiği bir bayan vardır bu bayanla uzun bir seferden geldikten sonra evlenmeyi düşünmektedir.Edmond gemide kaptan olunca sevmeyen insanlar kaptanlığı ve sevdiği bayan için iftiralar atarak sonsuza dek hücrede ölüme terk edilir.Edmond’un yan hücresinde yer alan Rahip ile iletişime geçer ve onun bilgi her şeyi öğrenir.Kitabın sonunda Edmond nasıl hapisten çıktı,nasıl Kont oldu,nasıl para buldu ve nasıl intikam alacaklarının cevaplarını bulacaksınız.Kitabın en beğendiğim özelliği geçişler,geri dönüşler,karakterler ve kıvrak zekası çok iyiydi.Kitabı bitirdikten sonra filmi de olduğu öğrendim ve filmi izledim ama kitapla alakası yok gibi ve kitaba göre zayıf kalmıştı.Kitabı okurduktan sonra neden klasikler arasında yer aldığını anılacaksınız.Monte Cristo eseri okudukça okuyacağınız ve elinizden bırakamayacağız bir eser.
Keyifli Okumalar Dilerim
240 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitabın girişi Lahey halkı için sıradandan çok daha farklı bir günden bahsediyor. Bu olay kahramanlarımızın hayatını etkiliyor. Yazarın da dediği gibi burayı anlatmasak olmazdı.
Geçmişten kalan bir İncilin ilk sayfasında yazılan yazıyla suçsuz olduğu kanıtlanan bir siyasi mahkum ki aynı zamanda lale yetiştiricisi ve onu ilk gördüğü andan itibaren ona aşık olan bir gardiyanın kızı.
O döneme kadar daha önce yetiştirilmemiş olan Siyah Laleleri yetiştiren kişiye verilecek ödül bir çok kişinin aklını alıyor. Aklını çelen kişilerden biri de lale yetiştiren kahramanımızın komşusu ki kendisi de zamanında ünlü lale yetiştiriciside sayılır. Bu kişinin neden olduğu olaylar kitabın hepsini kapsıyor bu yüzden bu kısmı size bırakıyorum.
Eee tabi engel olmadan kazanılan hangi başarı sahibine büyük zevk tattırmış değil mi?
Engellere rağmen umudunu kaybetmeden laleler için emek sarfeden ve üç siyah lale soğanlarının çiçek açması için çaba emek sarfeden kahramanlarımız var olan aşkın daha da güçlenmesini sağlıyor.
Yazar kitabın bazı yerlerinde merak ettiğimiz soruları bize sorarak heyecanımızın katlanmasına da katkıda bulunuyor.
Kitabı okurken âdeta olayları bir bir yaşayıp kendinizi kaptırıyorsunuz. Tavsiye ediyor ve keyifli okumalar diliyorum. Saygılarımla.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alexandre Dumas
Tam adı:
Dumas Davy de la Pailleterie
Unvan:
Fransız Roman ve Oyun Yazarı
Doğum:
Fransa, 24 Temmuz 1802
Ölüm:
Dieppe, 5 Aralık 1870
Alexandre Dumas Pére... Fransız yazar. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske gibi tarihi romanlarıyla tanınır. Üçyüze yakın macera romanı yazmıştır. 19. yüzyılın en verimli ve en sevilen Fransız yazarlarındandır. Önce oyunları daha sonra da tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle, Kardinal Richeliey dönemindeki gözüpek kahramanı anlattığı romantik tarzda yazdığı Üç Silahşörler (1844) ve Monte Kristo Kontu (1845) en tanınmış yapıtlarındandır. Dumas'nın renki, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar (1852-54) adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar. Dumas, geçimini sağlamak amacıyla genç yaşta Paris'e gitmiştir. Avukat olmayı planlamış ama geleceğin Fransa Kralı Orléans dükü Louis-Phlippe'nin hizmetine girmiştir. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar vermiştir. Yazdığı oyunlar döneminde olduça ilgi görmüştür. III. Henry ve Sarayı (1829) adlı oyununda Dumas, Fransız Rönesansının gösterişli bir tablosunu çizmiştir. Napoléon Bonaparte (1831) yeni ölen imparatorun efsaneleşmesini sağlamıştır. Dumas, oyun yazarken tarihsel romanla da ilgilenmeye başlamış ve renkli bir tarihsel fonla, genellikle 16. ve 17. yüzyılda geçen heyecanlı öyküler yazmayı hedeflemiştir. Kalıcılığını da oyunlarıyla değil, bu tarihsel romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir. Victor Hugo gibi romantik akımın başlıca yazarlarındandır. Dumas başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek için daha fazla yazmaya başlamıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. Alexandre Dumas'nın eserlerini, özellikle de "Üç Silahşörler"'i yazarken tarihi oldukça saptırdığı, olaylara fazlasıyla hayâl gücünü kattığı söylenir. Bu söylentiler kulağına kadar gelince Dumas, "Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu" demişti. Alexandre Dumas 1870'te, Dieppe yakınlarında ölmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 1.356 okur beğendi.
  • 24,2bin okur okudu.
  • 810 okur okuyor.
  • 11,2bin okur okuyacak.
  • 333 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları