Alexandre Dumas

Alexandre Dumas

8.6/10
1.653 Kişi
·
6.563
Okunma
·
526
Beğeni
·
10.731
Gösterim
Adı:
Alexandre Dumas
Tam adı:
Dumas Davy de la Pailleterie
Unvan:
Fransız Roman ve Oyun Yazarı
Doğum:
Fransa, 24 Temmuz 1802
Ölüm:
Dieppe, 5 Aralık 1870
Alexandre Dumas Pére... Fransız yazar. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske gibi tarihi romanlarıyla tanınır. Üçyüze yakın macera romanı yazmıştır. 19. yüzyılın en verimli ve en sevilen Fransız yazarlarındandır. Önce oyunları daha sonra da tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle, Kardinal Richeliey dönemindeki gözüpek kahramanı anlattığı romantik tarzda yazdığı Üç Silahşörler (1844) ve Monte Kristo Kontu (1845) en tanınmış yapıtlarındandır. Dumas'nın renki, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar (1852-54) adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar. Dumas, geçimini sağlamak amacıyla genç yaşta Paris'e gitmiştir. Avukat olmayı planlamış ama geleceğin Fransa Kralı Orléans dükü Louis-Phlippe'nin hizmetine girmiştir. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar vermiştir. Yazdığı oyunlar döneminde olduça ilgi görmüştür. III. Henry ve Sarayı (1829) adlı oyununda Dumas, Fransız Rönesansının gösterişli bir tablosunu çizmiştir. Napoléon Bonaparte (1831) yeni ölen imparatorun efsaneleşmesini sağlamıştır. Dumas, oyun yazarken tarihsel romanla da ilgilenmeye başlamış ve renkli bir tarihsel fonla, genellikle 16. ve 17. yüzyılda geçen heyecanlı öyküler yazmayı hedeflemiştir. Kalıcılığını da oyunlarıyla değil, bu tarihsel romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir. Victor Hugo gibi romantik akımın başlıca yazarlarındandır. Dumas başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek için daha fazla yazmaya başlamıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. Alexandre Dumas'nın eserlerini, özellikle de "Üç Silahşörler"'i yazarken tarihi oldukça saptırdığı, olaylara fazlasıyla hayâl gücünü kattığı söylenir. Bu söylentiler kulağına kadar gelince Dumas, "Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu" demişti. Alexandre Dumas 1870'te, Dieppe yakınlarında ölmüştür.
Her meyvenin bir kurdu olduğu gibi, her insanın da yüreğinin derinliklerini kemiren bir tutku vardır
- Sana paha biçilmez bir teklifim var.
+ Özgürlüğüm mü?
- Hayır, özgürlüğün senden alınabilir. Ben sana bilgi vaadediyorum.
“ Aşk çiçekleniyor ve etrafındaki her şeyi de çiçeklendiriyordu: Aşk, dünyanın tüm çiçeklerinden daha parıltılı, daha hoş kokuluydu. “
Alexandre Dumas
Sayfa 144 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Eh!" dedi Athos, "Muhammed'in müminlerinin dediği gibi Allah büyüktür ve gelecek onun ellerindedir."
Alexandre Dumas
Sayfa 536 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Bence insan bu kadar kolayca mutlu olmak için yaratılmadı! Mutluluk, büyülü adalarda kapılarını ejderhaların beklediği saraylar gibidir. Onu elde etmek için savaşmak gerekir.
İlk olarak bu kitabı bir arkadaşımın elinde görmüştüm ismi biraz degişik gelmişti.Daha sonra bende okumak istedim ve başladım.Cornelius'un babasının maddi gücü çok iyi ve tüccar işiyle ugraşıyor.Vefat etmeden öncede Cornelius'dan bir şey istiyor.Tıp,bilimsel ve siyasal şeylerle ilgilenmeyip daha çok ticaretle ilgilenmesini istiyor.Cornelius babasinın bu sözüne uyarak laleler yetiştirmeye başlıyor.Sonra bir yarışmanın oldugunun duyuyor.Merak edip ögreniyor ki kral siyah lale yetiştirine büyük miktarda para vericek.Yetiştirmeye başlıyor fakat komşusunun fesatlıgına ugruyor ve hapise atılıyor.Sonu daha güzel bitiyor ama onu burda anlatmıycam.Ben çook begendim ve çook hoşuma gitti.Umarım sizde okur ve begenirsiniz.
Alexandre Dumas 'tan aşk, nefret, ihanet, kin, intikam, merhamet, dürüstlük, sahtekarlık, vefa ve ahde vefa temalarının muhteşem bir şekilde işlendiği harika bir eser.

Kitapta, büyük bir komployla hapse atılıp hayatı karartılan Edmond Dantes isimli kişinin, düştüğü bu durumdan kurtulup, kendisine bu oyunu oynayanlardan intikamını alması anlatılıyor. Nasıl ki kendisine kurulan komplo ince ince işlenerek kurgulanmışsa, bu durumdan kurtulması ve intikamını alması da sanki ilmik ilmik işlenmiş gibi en hassas noktasına kadar düşünülüp kurgulanarak okuyucuya sunuluyor.

Dünya üzerinde nerdeyse iki yüz yıla yakın bir süredir okunan, bu derece önemli bir dünya klasiği hakkında çok fazla şey yazmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Kısaca mutlaka okunması gereken kitaplardan biridir diyerek incelememi bitiriyorum.
Siyah Lale okuduğum ilk Aleksandre Dumas kitabı. Yazarın kitaplarını okumaya karar vermemin ardından Üç Silahşörler, Monte Kristo Kontu gibi kitaplarına nazaran daha az hacimli olması nedeniyle ilk tercihim Siyah Lale oldu. 1600'lü yılların yani 17. yüzyılın Hollanda'sında geçen hikaye içinde siyaset, dram, aşk gibi çeşitli unsurlar barındırıyor. Siyasi anlamda çalkantılı günler yaşayan Hollanda'da Başbakan Johan de Witt ve kardeşi Cornelis de Witt idam edilmişlerdir. Bu olaylar yaşanırken Haarlem Çiçek Üreticileri Derneği siyah lale üreten kişiye yüklü miktarda para hediye edilmesini kapsayan bir yarışma başlatır. Tabii siyah lale üretmek çok zor bir iştir, hattâ neredeyse imkânsızdır. Dönemin önemli lale yetiştiricilerinden biri olan Cornelis van Baerle'nin amacı siyah lale yetiştirebilmektir ancak önünde çok büyük bir engel vardır. Bu genç adam, idam edilen Cornelis de Witt'in vaftiz oğludur ve Witt kardeşlerle olan bu bağlantısı önüne aşılması zor tümsekler olarak çıkacaktır.

Tarihi gerçeklikler ile hayal gücünün harmanlandığı Siyah Lale için mükemmel veya çok kötü şeklinde bir yorum yapamayacağım. Bana göre Siyah Lale ortalama bir kitaptı, yani okuru sıkmayacak (ben zaman zaman sıkıldım) ancak aynı zamanda okura fazla bir şeyler de vadetmeyecek bir kitap. Yukarda belirttiğim tarihi gerçeklikler kısmını kitapta sevdim, yani tarihte gerçekten yaşamış kişilerle ilgili az da olsa bilgi sahibi olmak hoşuma giden noktalardan biri. Kitabın ana fikrini de sevdiğimi söyleyebilirim, azim ve inanç gibi hususların bir araya gelmesiyle zorlukların üstesinden gelinebileceği fikrini. Tabii bu fikir binlerce kitabının ana fikri oluşturabilir dolayısıyla bu da işin içine kitabın konusu, akıcılığı, nasıl kurgulandığı gibi unsurların girmesine neden oluyor. Beni sıkan şeylerden biri kitabın duygusunun bana bir türlü geçemeyişiydi. Okuduğu kitapları hissetmeyi seven biri olan ben bu duyguyu Siyah Lale'de yakalayamadım. Birkaç yüzyıl önce yazılmış olması itibariyle yazarın kullandığı dil de zaman zaman garip gelebiliyor, özellikle duygusal kısımların olduğu paragraflarda. Benim için bir kitabın sonunun (kitap polisiye değilse ya da gizem barındırmıyorsa) kolay tahmin edilebilir olması problem değil, ancak bu kitabı okurken çok fazla keyif almadığım için sanırım normalde rahatsız olmayacağım bu durum bile beni rahatsız etti. Sonuç olarak Siyah Lale kötü müydü hayır, belki kötüydü diyemem ama güzeldi diyebileceğimi de hiç sanmıyorum. Benim için sadece bir deneyim, farklı bir yazar ve kitapla tanışmış olmaktı.
İlk okuduğum roman olan Monte Cristo Kontu’ nun yazarı Alexandre Dumas’ ın yine eşsiz kitabı. Kitap için de aşk, aksiyon, ızdırap, mutluluk, hüzün, sevgi, kıskançlık her şey mevcut. Kadınları çiçeğe benzetmiştim bu zamana kadar, kitap sayesinde de hem çiçeklere hem de kitapta olan başrol oyuncularından Sevgili Rosa sayesinde kadınlara saygım daha da arttı.
Çok etkileyici bir kitaptı. Daha sonra filmini de izledim ama kitaptakine göre çok daha zayıf kalmış. Filmi izlerken başından sonuna kadar hep kitaptaki gibi yakalar beni bir yerde diye bekledim ama pek olmadı. Hikaye sonderece güzel. İsmine bakınca daha basit çağrışımlar yapmıştı bende. Fakat klasiklere girmeyi neden hakettiğini okurken hemen anlıyorsunuz. Son derece keyifli, sürükleyici ve hoş bir anlatım. Çok beğenmiştim. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Bir ihanetin ve bir intikamın kaneviçe gibi ince ince örülmüş, olaylarla dolu sayfaların su gibi akıp gittiği bir dünya klasiği. Okuması kolay ama zevkli bir kitap. Hani bazı güzel şeylere "roman tadında" derler ya işte o tadı alacağınız türden.
Daha önce Alexandre Dumas'ın Monte Kristo Kontu kitabını okuyup çok beğenmiştim. Sonra kitapçıda Siyah Laleyi gördüm, yazarının Dumas olduğunu öğrenince hemen aldım. Tabii kitabı okumam biraz zaman aldı (çünkü sıra gelmedi).

Haarlem Çiçekçilik Cemiyeti'nin düzenlediği bir yarışmada siyah laleyi yetiştiren kişiye 100 bin florinlik bir ödül verilmektedir.Lalelere tutkun olan kahramanımız Cornelius von Baerle siyah laleyi yetiştirmek için çabalar. Ama ona atılan bir iftira yüzünden hapise düşer.Hapiste olduğu halde siyah laleyi yetiştirmeye çalışır.

Kitabın dili çok akıcı ve sürükleyici. Bir solukta okunabilecek türden.Eğer Monte Kristo Kontunu okuduysanız ve beğendiyseniz bunu da beğeneceksiniz ya da tam tersi; eğer bu kitabı okuyup beğenirseniz, Monte Kristo Kontunu da beğenirsiniz. Genelde kitapları karşılaştırmaktan hoşlanmam ama bu iki kitabı okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. Keyifli okumalar...
Hem Klasik hem de akıcı bir roman okumak istiyorsanız "siyah lale"yi mutlaka okumalısınız. Alexandre Dumas okuduğum en iyi yazarlardan biridir ve siyah lale en etkileyici kitaplardan biridir.
Okudukça kendini okutturan ve bir o kadar da az okuyayım da kitap hemen bitmesin dedirten bir kitap. Alın okuyun, insanların aşkları için neler yaptıklarını gördükçe yaptığımızın aslında hiç olduğunu anlıyoruz
Alexandre Dumas' tan yine muhteşem bir eser. Akıcı dili, sürükleyiciliği sayesinde bir çırpıda okuyorsunuz. Siyah lale yetiştirebilmek için verilen o çaba, zindanda olunmasına rağmen yaşanan o güzel aşk beni çok etkilemişti.
Kesinlikle okunmalı. Keyifli okumalar. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Alexandre Dumas
Tam adı:
Dumas Davy de la Pailleterie
Unvan:
Fransız Roman ve Oyun Yazarı
Doğum:
Fransa, 24 Temmuz 1802
Ölüm:
Dieppe, 5 Aralık 1870
Alexandre Dumas Pére... Fransız yazar. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske gibi tarihi romanlarıyla tanınır. Üçyüze yakın macera romanı yazmıştır. 19. yüzyılın en verimli ve en sevilen Fransız yazarlarındandır. Önce oyunları daha sonra da tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle, Kardinal Richeliey dönemindeki gözüpek kahramanı anlattığı romantik tarzda yazdığı Üç Silahşörler (1844) ve Monte Kristo Kontu (1845) en tanınmış yapıtlarındandır. Dumas'nın renki, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar (1852-54) adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar. Dumas, geçimini sağlamak amacıyla genç yaşta Paris'e gitmiştir. Avukat olmayı planlamış ama geleceğin Fransa Kralı Orléans dükü Louis-Phlippe'nin hizmetine girmiştir. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar vermiştir. Yazdığı oyunlar döneminde olduça ilgi görmüştür. III. Henry ve Sarayı (1829) adlı oyununda Dumas, Fransız Rönesansının gösterişli bir tablosunu çizmiştir. Napoléon Bonaparte (1831) yeni ölen imparatorun efsaneleşmesini sağlamıştır. Dumas, oyun yazarken tarihsel romanla da ilgilenmeye başlamış ve renkli bir tarihsel fonla, genellikle 16. ve 17. yüzyılda geçen heyecanlı öyküler yazmayı hedeflemiştir. Kalıcılığını da oyunlarıyla değil, bu tarihsel romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir. Victor Hugo gibi romantik akımın başlıca yazarlarındandır. Dumas başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek için daha fazla yazmaya başlamıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. Alexandre Dumas'nın eserlerini, özellikle de "Üç Silahşörler"'i yazarken tarihi oldukça saptırdığı, olaylara fazlasıyla hayâl gücünü kattığı söylenir. Bu söylentiler kulağına kadar gelince Dumas, "Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu" demişti. Alexandre Dumas 1870'te, Dieppe yakınlarında ölmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 526 okur beğendi.
  • 6.563 okur okudu.
  • 82 okur okuyor.
  • 3.099 okur okuyacak.
  • 65 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları