İslami çalışma; tüm temelleri ile birlikte cahiliye toplumunu yerle bir ederek; cahili düşünceleri, cahili nizamları ve cahiliye ahlakını bütün kalıntılarıyla söküp atmaktır. Cahiliyeye davet edenlerin ve onu savunanların karşısına çıkmaktır. En sonunda Allah'ın hükmünü hakim kılıp, tağutun hükümranlığını yıkmaktır. Böyle zorlu ve meşakkatli bir yoldan gitmek ile bu ağır ve büyük sorumlulukları yüklenmek zayıf imanlıların becerebileceği kolay bir şey değildir.
Şüphesiz ki İslam'a inanmak, onun için çalışmayı, ona davet etmeyi ve onun yolunda Cihat etmeyi zorunlu kılar. Yine iman, toplu bir hareketin, cemaatin oluşmasını da gerekli kılar. Zira bireysel çalışma ne İslamın Egemen olmasını sağlar ne de İslami bir toplum oluşturur.
Ey Müslüman kardeşler! Ey bilhassa aceleci ve heyecanlı olanlar! Bu toplantınız da kürsüden şu yüksek sesli konuşmamı iyi dinleyin! Sizin bu yolunuz planlanmış, tanzim edilmiş, sınırları çizilmiş. Hedefe ulaşmak için en uygun yol olduğuna kanaat getirdiğim bu yolu bırakmayacağım. Ondan şaşmayacağım. Evet, bu yol uzun olabilir, fakat bundan başka bir yol yoktur. Kahramanlık ancak sabretmekle, azimle, ciddiyetle ve hiç durmadan çalışmakla belli olur. Sizden her kim meyveyi olgunlaşmadan önce toplamak ister veya çiçeği açılmadan önce koparmak isterse ben onunla aynı görüşte değilim. Böyle birisinin bu davayı bırakıp başka davalara gitmesi daha uygundur. Kim de, çekirdek bitip, ağaç olup, meyve verip olgunlaşıncaya kadar benimle sabrederse onun mükafatını Allah verecektir. Elbette iyilik edenlerin mükafatı olan "ya zafere erip yeryüzüne hakim olma ya da şehit olup ebedi saadete erme " bizlerden uzak olmayacaktır.