Birkaç evi daha geçtikten sonra küçük köyüne dönerken evine yaklaştıkça üstündeki en güzel pazar kıyafetlerini teker teker çıkarıp
yavaş yavaş bir köylüye dönüşen adam gibi artık şehir
hayatından hiçbir iz taşımamaya başlamıştı.
Güneş,
kendine tapanlara aynı altın maskeleri zorla giydirirdi
adeta. Genç-yaşlı-kadın-çocuk ... Herkes birbirini, kalin, altın bir boyadan yüzlerine yapılan bu maskeyle selamlardı. Birbirlerinin putperest yüzlerine Şarap Tanrısı Baküs'ün zalim gülümseyişiyle gülümserlerdi.
Cumartesileri öğleden sonra annemle yürüyüşe çıkardık. Karanlık koridordan çıkıp parlak gün ışığına
doğru adım atardık. Eriyen altınlarla yıkanmış gibi görünen insanların gözleri sanki balla kaplanmıştı. Kısık
gözlerle bakarlardı gün ışığına