Kadınım, kısrağım, karımsın...
Bedri Rahmi Eyüboğlu-Eren Eyüboğlu sonrasında hep evli kalıyorlar. Ancak bu, o olayın ardından hiçbir şey yaşanmadığı ve hemen affedildiği anlamına gelmiyor. Eren Hanım, Büyük Kulüp'teki o geceden ve eşinin Mari'ye olan hislerinin büyüklüğünü kendi gözleriyle gördükten sonra derin bir kırgınlık yaşıyor. Bu sarsıntının ardından bir süre uzaklaşmak isteyerek Türkiye'den ayrılıp Paris'e gidiyor. Bedri Rahmi ise bu ayrılığa dayanamıyor ve arkasından ona yalvaran, hatasını kabul ettiği sayısız mektup yazıyor.
Bedri Rahmi mektuplarında eşine geri dönmesi için dil döküp, yaşadıklarının bir hastalık veya geçici bir tutku olduğunu anlatarak kendini affettirmeye çalışıyor. Eren Hanım ise bir süre Paris'te kaldıktan sonra, hem eşine hem de ortak bağları olan sanata duyduğu derin sevgiden dolayı onu affederek Türkiye'ye, Bedri Rahmi'nin yanına dönüyor.
Bu geri dönüşten sonra evlilikleri Bedri Rahmi'nin 1975 yılındaki vefatına kadar kesintisiz devam ediyor. Eren Hanım, eşinin ölümünden sonra da onun mirasına büyük bir saygıyla sahip çıkıyor, yarım kalan eserlerini tamamlıyor ve 1988'deki vefatına kadar hem kendi resimlerini yapmaya hem de kocasının anısını yaşatmaya devam ediyor. İkisi hayatlarının sonuna kadar omuz omuza aynı atölyede üretmeye devam eden iki hayat arkadaşı oluyorlar.
Aşk Mektupları Bedri Rahmi - Eren Eyüboğlu
Can Dündar'ın "Karadut" Belgeseli ve Yazıları