"Kadının yeri evidir. Çalışan kadın evine ve çocuklarına yeterince zaman ayıramaz. Kadının yapısı temelde duygusaldır. ... vs. vs. " Bu çarpık anlayış açıktan adını koymadan kadınları iki gruba ayırır: Flört edilecek, sevişilebilecek 'dışarılı' kadınlar; evlenilebilecek, erdemli 'içerili' kadınlar ... Bu nedenledir ki ülkemizde erkekler, kendisini bu meseleleri aşmış sayanlar dahil, yalnız yolculuk yapacak eşine ya da kızına otobüs bileti alırken 'bayan' diye belirtir; hala büyük kentlerimizin pek çok lokantasının girişinde 'aile salonumuz vardır' yazısı ilkellik abecesi olarak sallanır durur; erkek çocukların çocuklukta ve sünnette çekilmiş çıplak fotoğrafları, bir övünç madalyası gibi evlerinin en gözde yerlerini süsler. Sokak ortasında eşi ya da babası tarafından dövülen kadına ya da kız çocuğa müdahale edecek cesaretimiz yoktur.
Zaman sadece nesnelerden geçmez; insanın içinden geçer gerçekte.Emeklerinden, arzularından, sustuklarından geçer.Yarım kalmış ne varsa birikir içerde ; acılaşır, bir kan pıhtısı gibi içten atar durur.