Böyle tuhaf bir dünyada yaşıyorduk işte. Bir tarafta iktidar tutkusuyla insanların hayatlarını karartan barbarlar, bir tarafta da Levent Beyler gibi etik değerlere bağlı insanlar vardı. Bir tarafta vahşet, bir tarafta ahlaki ilkeler.
Yani Almanlar kendi aleyhlerindeki diziyi göstermiş ama konuyla hiç ilgisi olmayan Türkler bunu yasaklamıştı. Belki bininci kez “Yarabbi, ne garip ülkeyiz!” diye düşündüm.
Hiçbir ana, çocuğunu doğurduğunda onun bir gün öldürülebileceğini düşünmüyordu. Her insan, yaşlanacağını ve hayatını doğal bir ölümle sonlandıracağını sanıyordu ama yüz milyonlarcası başka insanlar tarafından öldürülüyordu.
Sadece ikinci savaş elli milyon insanın canına mal olmuştu. Hem de dünyanın en uygar yerinde. Goethe’lerin, Schiller’lerin, Beethoven’lerin, Dante’lerin, Cervantes’lerin uygarlığında.