Kadın ve çocukların boyun eğmesi bizim kültürümüzde o kadar derine işlemiştir ki, kadın ve çocuklara karşı şiddet kullanmak daha yeni yeni bir temel insan hakları ihlali kabul edildi. Dayak atma, tehditkar tavırlarla yürüme, cinsel taciz ve bildik tecavüz gibi baskıcı kontrolün yaygın kalıplarına, tek başına suç olarak kabul edilip, bir ad bile konmadı, ta ki feminist hareket tarafından tanımlanana kadar. Geçmişte çocukların cinsel istismarı gibi nominal olarak suç kabul edilen şiddet biçimleri bile öyle nadir rapor edildi ya da haklarında o kadar az kovuşturma açıldı ki, faillere dokunulmazlık garanti gibiydi.
Bizim ona davranışlarımızı sorgulamamasını, alıp olduğu gibi kabul etmesini, sadece ona gösterilene uyum sağlamasını, bizim her zaman haklı olduğumuzu öğrettiğimiz çocuk, bir başkasının kendisine yaklaşımının yanlış olduğunu nasıl düşünebilir, nasıl sorgulayabilir?
Çocukların kaş çatma, ele vurma gibi istismarlar neticesinde bir yetişkinden çok daha derinden yaralandığı gerçeğini herkes görmezden gelmek istiyor. “Aman, çocuk işte.” derseniz, çocuğunuza her anne-baba gibi elinizde olmadan sinirlendiğinizde, kaş çattığınızda, sonrasında bu hatanızı telafi edecek şekilde de yaklaşmazsınız. Ne de olsa siz annesinizdir, haklısınızdır, çocuğa nasıl davranırsanız davranın herkes sizin yanınızda olacaktır.