Tuğrul Emre Kaya

Tuğrul Emre Kaya
@Tek35
Allahın yarattığı kulu severim yaratandan dolayı... KULA MİNNET EYLEMEM...
Reklam ve Marka Danışmanı
İzmir
28 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
18.Seneye özel
Zaman su gibi akar giderken, Saçlar beyazlar, saçlar dökülür. Bel eğilir, omurga düşer. Bir TEK, AŞK yaşlanmaz. Yorulur, yıpranır ama aşkın devri daimi bitmez. Aşkın manasını bulan yaşlanmaz. Aşk, diri tutar.Ümit verir, yeşerir. Aşk ağacının bir dalı kopsa ne olur a ahmak? Bir daldan, bin dal çıkar. Kuşatır o aşk ağacının gövdesini. Aşk, meyve; meyve, tohum verir. Fenadan, bekâya; bekâdan, bâkiye, Toprağa serpilir AŞK... Muhabbet sevgiye; sevgi, aşka dönüşür. Aşk, bâkide hayat bulur.
Reklam
Muhsin Yazıcıoğlu'nun ardından
Biz hiç bir zaman fırıldak olmadık... Belki bir şey de olamadık ama kimseninde adamı olmadık. İnanmadığım yolda milyonlarla yürüyeceğime, inandığım yolda tek başıma yürümeyi, Firavun’a karşı çıkmanın yetmediğini, Musa’nın da yanında olmak gerektiğini, Bu ülkede dürüst olmanın başa bela olduğunu ama o belanın baş tacı olduğunu, İlk siyasi liderim, hayatımın ilk davası, çocukluk yıllarımın kavgası... RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUM SENİ
BAŞKASINI AFFETMEK BİR YALANDIR
Bize hep "Büyüklük sende kalsın, affet" dendi. YALAN. İçten içe kimse celladını affetmez. Ego bunu reddeder. Zorla affetmeye çalışmak, öfkeyi bilinçaltına itip kendine kanser (psikosomatik hastalık) yaratmaktır. Gerçek affetmek; o kişiyi suçsuz bulmak değil, aradaki "Enerjetik Kordonu" neşterle kesip atmaktır. Birinden nefret ettiğinde veya ona kin tuttuğunda, onunla aranda "Eterik Bir Hortum" oluşturursun. Sen onu düşündükçe, senin yaşam enerjin o hortumdan ona akar. Düşmanını kendi enerjinle beslersin. Onu affetmek (Serbest bırakmak); o hortumu kesip, kaçan enerjiyi kendine geri almaktır. Bunu onun iyiliği için değil, kendi hayatta kalman için yaparsın. Tasavvufta kuraldır: "Muhakkak ki Allah insanlara zulmetmez, lakin insanlar kendi nefslerine zulmeder." O kişi senin hayatına zorla girmedi. Frekansın ona uydu. Kapıyı sen açtın. Sınırlarını sen çizmedin. Ona o silahı sen verdin, o da tetiği çekti. Suçlu o olabilir ama SORUMLU SENSİN. Dışarıyı suçlamak "Kurban Bilincidir" ve kurbanlar asla kazanamaz. Bilinçli olan sorumluluğu alır. AYNA TEORİSİ Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. O kişi bir "Ayna" idi. Sana, sendeki bir zayıflığı (Değersizlik, Hayır diyememe, Yalnızlık korkusu) göstermek için görevli bir "Kötü Öğretmen"di. Bakış açını değiştir. Gerçeği gör.
İnsan ve Duygular
Ankara’ya kar yağıyordu
Ankara’ya kar yağıyordu; arabanın radyosunda ‘’Cerrahpaşa'ya koydum, canımın yarısını’’ nakaratında, hiç birşeyin farkında olmayan ben, Ankara’ya ilk kez gelmenin verdiği o çocuksu heyecanla dışarıyı seyrediyordum. Bilemezdim çocukca heyecanımla, Gazi Hastanesinin bizim Cerrahpaşamız olacağını. Ankara’ya kar yağıyordu. Termometreler İzmir’in hava durumunun eksi haliydi.Gazi Hastanesinin onkoloji bölümüne çıkarken, Türkçe öğretmenimin sınıfta okuduğu o meşhur dize çınlıyordu zihnimde: "Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden..." Biz de ağır ağır çıkıyorduk merdivenleri; ama sanki ileriye değil, geriye doğru adımlarla… Hastane odasında, moral vermeye gelen değil de teselli arayan bizdik. Arabada çalan “Cerrahpaşa” hâlâ kulağımda çınlıyor, gözümse pencereden yağan kara takılıyordu. Ankara’ya kar yağıyordu. Ruhumda, kar görmenin verdiği o saf mutlulukla, eniştemin hasta yatağındaki solgun gülümsemesinin açtığı o amansız fırtına çarpışıyordu. O an adını koyamadığım, anlamını ancak yıllar sonra büyüdüğümde kavrayabileceğim sessiz bir vedanın ilk sahnesiydi bu. Ankara’ya kar yağıyordu ve biz İzmir’e dönüyorduk. Yol boyunca babamın sesinde iki farklı dünya vardı: Bir yanda kahkahalarla yad edilen eski hatıralar, diğer yanda gözyaşlarının ıslattığı kederli anılar... Dışarıda Ankara’nın beyaz örtüsü yolları kaplıyordu, içeride ise benim kalbime amansız bir tipi yağıyordu. O günden sonra, hava durumlarını hep şarkılarla özdeşleştirdim. - Bazı şarkılar sert bir kış gibidir; üzer, üşütür. - Bazıları bahar gibidir; umut ve heyecan taşır. - Kimisi ise sonbahar gibidir; hüzünlendirir, içini burkar.
Duygu ve Düşünce
Bayram Gelince
Bayramın geldiğini çocuklardan anlarım. Sokaklarda rengarenk kıyafetleriyle, ellerinde şeker topladıkları çantaları ile onları gördüğümde anlarım bayramı. Takvimler bayram olsa da, günlerden çocuktur.
Reklam