Süleyman'ın yüzüğündeki mücevher derecesinde değerli hiçbir mücevher yoktur.
Süleyman o taşı yüzük yaptırıp parmağına takınca, bütün yer yüzü hükmüne girdi.
Süleyman bu saltanatı bulup bütün âlemin hükmüne girdiğini gördü.
Bunu görünce dedi ki:
"Bu saltanat, bu düzen... demek ki, şu kadarcık bir taşa bağlı.Dünyada da, ahirette de kimsenin böyle bir saltanata erişmesini istemem.Yarabbi, ben ibret gözüyle bu padişahlığın afetini apaçık gördüm.Dünyada bu kadar şatafatlı, ama ahirette pek değersiz... benden sonra bu salatanatı kimseye verme!
Süleyman o mücevher yüzünden padişah oldu ama, o mücevher de onun yolunu urdu, ona bağ oldu!
O yüzden peygamber olduğu halde, gene de cennete peygamberlerden tam beşyüz yıl sonra girecek.
O mücevher Süleyman'a bile bu işi yaparsa, senin gibi sersemi nasıl şaşırtmaz?
Ey mücevher isteyen, gönlünü mücevherle doldur. Daima öyle bir mücevheri ara, iste.
O mücevher, makamdır, paradır, şandır, şöhrettir...
Gönül derdiyle Davud gibi bir güzelce ağla, inle, feryat et de her solukta sana yüzlerce can feda etsinler!
Ne vakte dek bu şom nefse zırh giydirip duracaksın?
Davud gibi demirini mum haline getir, erit gitsin!
Bu demirin mum gibi erirse, sen de aşk âleminde Davud gibi hararetlenir, coşarsın!