Tuğrul Emre Kaya

Tuğrul Emre Kaya
@Tek35
Allahın yarattığı kulu severim yaratandan dolayı... KULA MİNNET EYLEMEM...
Reklam ve Marka Danışmanı
İzmir
28 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Eski Saadetinle
Mazim! Ah, o bir daha bulunmaz bir hazine! Hırsız gibi dalardım altın gümüş içine. Dalardım! Fakat şimdi o servetten bana ne! Mazim! Ah, o bir daha bulunmaz bir hazine! Mazim çılgınca çalan, çalan bir orkestra! Her günüm bir ahenkte, her biri bir hatıra! Piyano, keman, flüt, saksofon ve tambura! Mazim bir orkestra, mazim bir orkestra! Mazim tüten bir baca, dumanın yoktu sonu. Her günüm göğe çıkan bir duman helezonu. Hangi mel'un şeytandır bilsem söndürdü onu! Mazim tüten bir baca, dumanın yoktu sonu. -Eski saadetinle, geçmiş günleriyle kal! Gözlerini yumarak o dünyayı seyre dal! O değil mi hayatta tutunduğun en son dal! Eski saadetinle, geçmiş günlerinle kal!
Sayfa 45
Alıntı
Reklam
Süleyman'ın yüzüğündeki mücevher derecesinde değerli hiçbir mücevher yoktur. Süleyman o taşı yüzük yaptırıp parmağına takınca, bütün yer yüzü hükmüne girdi. Süleyman bu saltanatı bulup bütün âlemin hükmüne girdiğini gördü. Bunu görünce dedi ki: "Bu saltanat, bu düzen... demek ki, şu kadarcık bir taşa bağlı.Dünyada da, ahirette de kimsenin böyle bir saltanata erişmesini istemem.Yarabbi, ben ibret gözüyle bu padişahlığın afetini apaçık gördüm.Dünyada bu kadar şatafatlı, ama ahirette pek değersiz... benden sonra bu salatanatı kimseye verme! Süleyman o mücevher yüzünden padişah oldu ama, o mücevher de onun yolunu urdu, ona bağ oldu! O yüzden peygamber olduğu halde, gene de cennete peygamberlerden tam beşyüz yıl sonra girecek. O mücevher Süleyman'a bile bu işi yaparsa, senin gibi sersemi nasıl şaşırtmaz? Ey mücevher isteyen, gönlünü mücevherle doldur. Daima öyle bir mücevheri ara, iste. O mücevher, makamdır, paradır, şandır, şöhrettir... Gönül derdiyle Davud gibi bir güzelce ağla, inle, feryat et de her solukta sana yüzlerce can feda etsinler! Ne vakte dek bu şom nefse zırh giydirip duracaksın? Davud gibi demirini mum haline getir, erit gitsin! Bu demirin mum gibi erirse, sen de aşk âleminde Davud gibi hararetlenir, coşarsın!
Alıntı
"Ahmakla arkadaşlıktan çekinin, çünkü o, size yardım etmek ister ama sonuçta zarar verir. Yalancıyı tasdik etmekten de sakının. Çünkü o, sana yakın olanı senden uzaklaştırır ve uzak olanı sana yakın eder. Cimriyi tasdik etmekten de kaçının. Çünkü o da, senin ona olan ihtiyacından fazlasıyla yanında oturur ve kendini muhtaç kabul ettirmeye çalışır. Aynı zamanda fâcirle dostluk kurmaktan da uzak durun. Zira o da ilk fırsatta sizi yarı yolda bırakır..." Ardından da: "Kim, zerre miktar hayır işlerse onun karşılığını görecek, kim de zerre kadar şer İşlerse onun bedelini ödeyecek
Alıntı
Vefa, ihanet, ahd. Zahid dediğimiz ahdini bozuyor. Uğrunda ahid verdiklerim vefasız çıkıyor. İmanım artık bu dünyaya sığmıyor. Herkes korkusunu benim üzerimden geçiriyor. Kederi kabusu olana sözüm yok ama kaderini kederleştirenlere bir çift sözüm var: "Değmez bu dünya!" dedim içimden. "Değmez..." "Allah'ım, değmezlerin peşinde oyalama kalbimi..." Çıkış yolları kapandığında arada kalmanın adı, ihanettir. Vurgun yemiştik. Yorgunduk. Vefasızlığın yorgunluğu.
Alıntı
Ebu Yezid ol-Bestamî'ye «ibadetten zevk almıyorum» derler. Bestamî de ona şöyle cevap verir. «Çünkü sen ibadete tapıyorsun, Allah'a ibadet etmiyorsun! Allah'a ibadet et ki, ibadetten lezzet alasın.»
Sayfa 30
Alıntı
Reklam