* Bir Peygamber Yadigârı Olarak Hz. Hüseyin Portresi
* “Cebrail var haber ver Sultan-ı Enbiyaya.
Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelaya.”
Kazım
* Kerbela kanayan yaramızdı, yüreğimizde ki volkanın haykırışıydı, İslam ümmetinin hiç unutulmayan tarihi, acısı hiç iyileşmeyen yarasıdır. Habil’de ki şefkat ve masum yüreğiyle, Kabil’de ki taş ve alevli yüreğinde ki sırs, kin, nefretin güçsüzü mazlumu öldürmenin bir aynasıdır Kerbela olayı. Sinan Yağmur, “Kerbela Hz. Hüseyin” kitabıyla bir duanın resmedildiği bir kitap kapağıyla karşımıza çıkar. Yağmur, dilin akıcı rahatlığıyla, şiirsel boyuttaki sözcüklerin çeşitliliğiyle bir genişlik ve bu sözcük genişliğiyle olaylara duygusal bir his katmaktadır. Okuyucu olayların acısını gözlerinde ki yaşlarla ıslanarak yaşar, bazen ağlamaklı bazen de tebessümlü olur. Okuyucu tarihin masumiyetini, acısını, tatlısını, sevincini, feryadını, kimi yerde peygamberin çileli zorluklarında kimi yerde Fatıma’nın “Babasının annesi” lakabıyla babasının yüreğine kendi yüreğine katmıştır, yanında olmuştur.
Kerbelada ki mazlumun onurlu başkaldırışı, tarihin görülmemiş bir feryadın sesine tanıklık oldu. Ve insanlık Kerbelada insanlık kanına susamış olan Yezid’in karşısında ki kılıcını kanla güneşin ışığını söndüren zalime,karşıydı. Ve yine insanlık Kerbelada son nefesini vererek tarihte görülmemiş bir ders verdi canıyla, kanıyla...
Geçmiş Anıların Deryasında Kendinden Kendisi Olan BirHüseyin Portresi
“Hüseyin benden, ben Hüseyin’denim, Allah Hüseyin’i seveni sever...”
Hz. Muhammed (sav)
Yağmur, Hz. Hüseyin’inin yazdığı romanında, kullandığı anlatım bakış acısı, kahraman bakış acısıdır ve Hz. Hüseyin’i gözünden, hislerinden anlatmıştır.
Hz. Hüseyin, ölümün kendisinden korktuğu Hz. Hamza nidasında, bir şehidin sancağı tutarken Mus’abın gözünde