Başımıza gelen ya da dünyada varlığını bildiğimiz bütün kötü şeylere rağmen, bilimin dönüştürücü gücü, bütün karanlık dönemleri geride bırakmak üzere, Tanrının insanlığa hediyesidir.
Değişime direnenler, çoğu zaman din kisvesi altında sömürülen insanlar, halklar gibi görünse de, çoğu zaman onları yanılsama zincirlerine tutsak etmiş hegemonlardır. Zira yoksulluğu derecesinde inancından başka yaşayacak pek bir şeyi olmayanlar için bilinç ile bir direniş olmayacaktır sanıyorum. İnancında aklını bilincini öne koyanlar ise müstesna.
Çağlar boyunca din bilim çatışması olarak sunulan gösteri, özünde yoksul ile tahsildarın çatışmasıdır. Dinin içinden bilim çıkarılıp alınarak yaşanması muhtemel onlarca hayat sönüp yok olup gitmiştir. Mutlu bir yaşama ulaşma çabası, günümüzde halen daha her yanından kuşatılmış ve saldırı altındadır. Sistem hiçbir zaman halk öncelikli olmamış, insanları düşünür gibi görüntülere bürünmüştür. Yaşanılan çağların gerekliliğince belki kimi zaman, iyi dilekler ve liderler birer yıldız gibi parlayıp günün sonunda sönmüşlerdir.
Bu sebeple sorun kişiler sorunu değil bilimin önceliğinde uygulanacak bütünsel ve yaşamsal bir sistemin eksikliğidir. Bilim insanlığa dönüşüm fırsatlarını verir. Doğa yıkıp geçerken geleceği yeniden düzenler. Küçük bir azınlık için değil bütün bir yaşam için mutlu bir yaşam mümkün. Belki bugün için uzak ama mümkün.
Kitabın içeriğinde söz etmeye çalıştığım şeyler konuya dahil değil. Kitap bölümler halinde olabildiğince günümüze uzanan bilim yolculuğunun özeti şeklinde yazılmıştır.