Allah indirdiği hükümlerle hükmetmemizi emretti Rabbimize itaat etmekle emrolunduk..
Ne var ki insanların çoğu, bu emre sırt çevirdi; faizle, zinayla, kumarla, içkiyle ve türlü haramlarla yollarını kararttılar. Nefislerinin peşine düşüp, pislikleri “özgürlük” ve “laiklik” adı altında meşrulaştırdılar.
Ey insan!
Rabbin hükmü mü sana doğru yolu gösterdi, yoksa laikliğin mi seni bu karanlığa çağırdı?
Laiklikte “faiz yiyin, zina edin, kumar oynayın, içki için” diye bir emir mi var?
Cumhuriyet sistemi mi sana Allah’a yönelmeyi yasakladı, yoksa kendi nefsin mi sana perde oldu?
Aslında yasaklayan sistem değil, senin kendi nefsindir.
Çünkü nefis, kötülüğü emreder, Allahın rahmet ettiği hariç.
Sen tevbe etmeyip, arınmayıp, Allah’ın yasakladığı yollarda yürümeyi seçiyorsun.
Eğer devlet yöneticileri Kur’an ile hükmetseydi, adalet yerini bulur, doğruluk her kapıya girerdi.
Ama makam sevgisi, para hırsı ve güç tutkusu onları aldattı.
Rabb’in adaletini terk edip, dünyalık çıkarların peşine düştüler.
Ey insan!
Laiklik sana günah işlemeyi emretmiyor; o yolu seçen sensin.
Allah’ın nurundan yüz çevirip, nefsinin karanlığına dalan sensin.
Hakkı aramayan, batıla sığınan sensin.
Rabb’in hükmü apaçık ortada:
O’nun yolunda yürüyen kurtulur,
Nefsinin esiri olan ise, kendi elleriyle kendi helakini hazırlar.