İlahi aşkının iki sarhoşu, günlerce, gecelerce sohbet ederler. Mevlana ile Şems’in içtiği kudret şarabını tadamayanlar, bu muhabbete kıskançlıkla haset ederler. Şems Mevlana’dan bizi alıkoydu, Mevlana yüzümüze bakmaz oldu, hikmetli sözlerini hep onunla eder oldu, geldi de başımızın belası oldu diye söylenip dururlar. Bunların en başında ise Mevlana’nın oğlu vardır. Babasını kaybetme korkusuyla bahtsız evlat, babasının en kıymetli varlığın canını almak ister. Eşraf toplanır, tertip kurulur, aralarında bu bahtsız evladın da yer aldığı grup, ilahi aşkla sarhoş olmuş iki hak dostunun kapısını yumruklar. Şems kapıyı açmak için kalkar, Mevlana gitme der. Şems, ayrılıktan kavuşmaya göçme vaktidir der. Mevlana, kanını akıtacaklar der. Şems, aşıkların kanı durmayacak, gönüllerden bir tevriye akacak der. Ve gider.