Hayat tıpkı bir kompozisyon gibiydi. Sadece giriş, gelişme ve sonuçtan ibaret. Hikayesi farklı olsa da farklı dillerde yazılsa da sadece üç şeye tabiydik; giriş, gelişme ve sonuç. O üç şeyin içine neyi ne kadar sığdırdığın önemliydi.
Ne kadar zavallı ve aciz yaratıklardık aslında. Bir anlık heveslere kapılarak telafisiz hatalar yapıyor, ardından beynimizde başlayıp yine beynimizde biten duygulara yenik düşerek onların bizi yönlendirmesine izin veriyorduk.