Tugay

Tugay
...
2)Nefs-i levvâme: Kendini kınayan, kötüleyen, azarlayan nefistir. Tövbe ve terbiyeyle bir derece uyanmış olan nefis, burada kötülükleri önce zevk alıp yapsa da peşinden pişman olur, kendisini kınar, yapmamaya karar verir. Ama günah önüne gelince, duramaz, yine içine düşer. Sonra pişman olur. İyilik ile kötülükler arasında bocalar durur. "Kıyamet gününe ve devamlı kendini kınayan nefse yemin ederim ki..." (Kıyâme 1-2) âyeti, bu sıfattaki nefse işaret eder. Eğer nefis, ilâhi rahmet ve manevi bir feyizle desteklenirse, bu halden kurtulur.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
1)Nefs-i emmâre: Sürekli kötü işleri ister, kötü işleri güzel görür, kalbi devamlı o tarafa doğru çeker. Ahiret derdi, ölüm düşüncesi, hesap korkusu, azap kaygısı yoktur. Sadece keyfini, şehvetini, rahatını düşünür. Bunlarda helâl haram sınırını gözetmez, her yolu kullanmak ister. "Hiç şüphesiz nefis devamlı kötülüğü emreder. Rabbim'in merhamet edip korudukları müstesna" (Yusuf 53) âyeti, bu sıfattaki nefsi tanıtır. Kâfirlerin, münafıkların ve devamlı günaha dalan kimselerin nefsi bu sıfattadır. Bunun tedavisi, samimi tövbe ve terbiyedir.
Zikir kalbe yerleşince, siz istemeseniz de kalp yüce Allah'ı zikreder. Midenizi düşünün; o, siz istemeseniz de kendi işini görür. Siz uyurken bile işine devam eder. İçine zikir yerleşen kalp de böyledir.
Hak yolcusu kötü huyları terkedip iyi huylarla süslenmelidir. Haramı bırakıp helâle koşmalıdır. İsyandan takvaya kaçmalıdır. Bu sefer, kalp ile yapılır. Bu yol, gonül ile katedilir. Kalp, uyanmadan önünü göremez, terbiye görmeden Rabb'ini tanıyamaz, manevi kirlerden temizlenmeden Hakk'ı müşahede edemez.
Gözünü korumayanın gönlü karışık olur. "Bu yolda ciddi olmayan kimseden ciddi işler çıkmaz."