I.makedonia savaşı nedeniyle Roma ile ilk kez karşılaşan Pergamonlular, kısa bir süre sonra yeniden, ama bu kez çok değişik bir nedenle, onlarla ilişkiye gireceklerdi: Kartaca savaşları nedeniyle bitkin düşen ve umutsuzluğa kapılan Romalılar, bu savaşın geleceği hakkında önce Sibyllae adı verilen kehanet kitaplarına, daha sonra da Delphoi'daki kahinlere başvurdular. Her iki kehanetten de aldıkları yanıt, "Anatanrıça kültünü Roma'ya getirirseniz, Kartaca savaşlarından başarı ile çıkacaksınız" Şeklindeydi. Bu durumda Romalıların yapabilecekleri tek şey, Anadolu'daki tek dostları olan kral Attalos'a başvurmaktı. Nitekim bu amaçla Pergamon'a gönderilen Romalı elçileri pek içten bir şekilde karşılayan Attalos I, kendilerini Phrygia'daki Pessinus'a gönderdi; çünkü burada bulunan bir kaya, yerli halk tarafından Anatanrıça Kybele olarak kabul edilmekte ve tapım görmekteydi. Sonuçta bu taş, elçiler tarafından Roma'ya götürüldü.
Atatürk milliyetçidir. Bir Türk milliyetçisidir. Ama bunun yanında evrensel bir adamdır. Barışçıdır, dövüşmesini bildiği gibi barışmasını da bilir. "Mecbur kalmadıkça savaş bir cinayettir" Demiştir. izmir'in kurtuluşu sonrasında hükümet konağına girerken merdivenlere serile n ve "Onlar işgal ettiklerinde Türk bayrağını yere sermişlerdi" Denilerek çiğnenmesi istenen Yunan bayrağını kaldırıp, "Bayrak bir milletin namusudur, ayaklar altına alınamaz" Diyecek kadar gerçek şövalyedir. Bir entelektüel olduğu hakikattir.
Atatürk 1 Temmuz 1927 gününe kadar terk ettiği istanbul'a gelmedi. Gazi Mustafa Kemal Paşa bu şehirde görünmemeyi tercih etti. Onun için zafer ve zafer yürüyüşünün yeri İzmir'di. İstanbul'un kurtarıcıda hoşnutsuzluk yaratan tarafları vardı.
Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın
Bu dönemde İzmir en sevdiği şehirdi.