Tepsiyi tek eliyle tutup diğer elini iki kere kalbinin üstüne sert bir şekilde vurdu. "Bu canlı Aybüke. Sen fark etmesen de canlı. Yaşıyor. Canı var. Kırılıyor. İnciniyor. Üzülüyor. En çok da sevdiğine kırılıyor. Hatta en çokta Sevdiğine kırılıyor. Ama ben..." Bu noktada durup yutkundu. "İlk defa seni kalbimde taşırken yoruldum."
Üçü birlikte içli içli ağlarken derin bir nefes verdim. Usulca yanlarından kalktım. Fazlalıktım. Farkındaydım. Odanın bir köşesinde dikilen Murathan'ın yanına gittim. Burada fazlalık değildim işte.
Atamıyordunuz, unutamıyordunuz, silemiyordunuz. Zorla unutsanız bile bir şekilde hayatın bir yerinde patlak veriyordu. Kaçmak imkânsızdı. Çünkü sizin özünüz bu anılardı.