Bizi biçimlendiren normların etkisinin tek seferlik olmayıp zaman içinde tekrar etmesi sebebiyle normun yeniden üretimini raydan çıkaracak fırsatlar da belirir. Bu yinelemeli süreç elden geçirip değiştirme ve reddetme imkânı yaratır; toplumsal cinsiyetin kendi zamansallığı olmasının, tarihe göre biçimlendiğini, elden geçip değişebildiğini kavramadan toplumsal cinsiyeti anlayamamamızın nedeni budur. Bu bakış açısının, "Özgür müyüm, yoksa belirlenmiş mi?" sorusunun cevabına yönelik içerimleri vardır. Sözün özü, ne salt biçimlendiriliriz, ne de kendimizi kayıtsız şartsız biçimlendirebiliriz. Belli bir tarihte yaşamakla kalmayıp tarihin de insan türü olarak benimsediğimiz toplumsal cinsiyet biçimlerinin tarihselliği şeklinde içimizde yaşadığını ifade etmenin bir başka yoludur bu. Arzumuza hayat veren, -toplumsal cinsiyetlendirilmiş çağırmaları dahil olmak üzere- yetişkinler dünyasını muammalı kılan o ilk izlerden kaçamayız.