Bizim için bayram lavaslar, kırmızı yumurtalar demekti. Hani papaz Arsen'in kulağına gitmeyeceğinden emin olsak, bizi dürtükleyip duran şeytana uyup İsa Peygamberimizin yeni bir mucize daha yaratarak, biz çocukları daha cok sevindirmesi için daha sık ölüp daha sık dirilerek, senede birkaç kez bayram yapmamıza neden yanaşmadığını soracaktık, ama seytana uymanın ne kadar büyük bir günah olduğunu bilmeyecek kadar da aptal değidik.
Türkçenin en şık şairi Cemal Süreya ise bakın şöyle diyor: "Benim dil serüvenim şu: Küçük çocuk bakıcıya veriliyor, daha doğrusu o çocuk kendini bakıcının elinde buluyor, seviyor bakıcısını, onu ana belliyor. Türkçeyle ilişkim böyle. Bir noktada gurbeti aşka dönüştürmesi. Bu dil yorganımdır benim: biraz haşhaş, biraz balık kokar. Biraz da zeytin tadı taşır."