Adı:
Gavur Mahallesi
Baskı tarihi:
Ocak 2000
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757265004
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aras Yayıncılık
Mıgırdiç Margosyan`ın Ermenice yazan yazarlara verilen Eliz Kavukçuyan Vakfı Edebiyat Ödülü`nü (Paris-Fransa) 1988 yılında kazanan Mer Ayt Goğmerı (Bizim Oralar) adlı kitabının, yazar tarafından yeniden, Türkçe olarak kaleme alınan karşılığı...

Öykülerinde Doğu insanının yaşamından kesitler sunan Margosyan yalnızca Ermeniler`i değil, folklorik değerleri, gelenekleri, kederleri ve sevinçleriyle bütün bir yöreyi tanıtıyor okurlarına. Öykülerin büyüsü yaşanmışlıklarında gizli...

"Yazılarımda, bizim oraları anlattım, gördüğüm ve yaşadığım gibi. Tipleri ve adlarını hemen hemen aynen verdim, değiştirmeden, oldukları gibi. Onlardan, o bacolardan, o dayılardan, o amcalardan çoğu öte tarafa göçmüşlerdir. Adları, hatıraları, biraz da bu satırlarda, bu kitaplarda yaşasın..."
124 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem bir öykü kitabını bitirdim. Aslında daha erken bitecek bir kitap ama, vakit kıtlığından ancak bitirebildim.
Birkaç öyküden oluşan bir kitap olsa da hepsi bir biri ile bağlantılı öykülerin.
Yazarın kendi çocukluğunda, doğup büyüdüğü mahallede yaşadıklarını, o kadar güzel bir keyifle okudum ki, imrendiğim bile oldu dersem yeridir.
Ermeniler, kürtler ve türkler, bir arada barış içinde olan etnik kökenler.
Ah ne güzelmiş o yıllar….

Bilmediğim bazı bilgiler de hayrete düşürdü beni.
Örneğin ; Tavlada kullanılan, yek, penc, car gibi kelimelerin kürtçe olduğunu bu kitaptan öğrendim.

Şu kısacık kitapta yazar, çocukluğunu ve büyüdüğü o mahalle insanlarını anlatırken o kadar çok insanlık dersi veriyor ki, o kadar içten, o kadar güzel bir anlatımı var ki, mutlaka okuyun, okuyun, okuyun. Zaten bir iki saatte bitirirsiniz.
124 syf.
·7/10
Gavur Mahallesi, çok kültürlülük, yerinden edilme, göç üzerine bir kitap. Diyarbakır’ın Ermenilerinden olan Mıgırdiç’in çocukluk anılarından ve hayata tutunma çabasından bahseden güzel bir öykü kitabı. Yalın bir dille, duygu yüklü anlatmış.
Bu kitabı kitap araştırmaları sırasında görmüştüm, konu ya da yazar ile daha önce ilgilenmişliğim yoktu. Ama okuduğuma memnunum. Bir mikro-tarih kaldı belleğimde.
124 syf.
·Beğendi·8/10
Diyarbakır Gavur Mahallesinde (Hançepek) geçen olaylar ve anılar...
Margosyan'ın dili güzel olduğu kadar etkileyici de. Yerel deyimler, söyleyişler bol bol yer alıyor. Okurken keyif alınan ama kitabı bitirince insanı hüzünlendiren bir kitap. İnsan soruyor kendine ister istemez.
Peki bu güzel insanlar neden şimdi yok, şimdi neredeler ?
124 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Güzel şehrimin tarihinin en güzel zamanlarına konuk olmuş bir yazar. Kitabı okurken kendimi evde, okulda, dışarıda herhangi bir Diyarbakırlı ile konuşuyor gibi hissettim. Çünkü yerel halk deyişleri ve hikayeleri o kadar içten ve bizden ki. Büyüklerimden duyduğum eski Diyarbakır anlatılmış, bizzat yaşanarak. Ermeniler, Kürtler ve diğer halklar barış içinde yaşayabilmiştir demek ki hala barış içinde beraberce yaşayabilmek mümkündür. Şimdi çevreme baktığımda hala devam eden bir sürü güzelliğin yalın halini aktarmış yazar. Kitap, içimizden bir parçaydı.
124 syf.
·Puan vermedi
1988 Eliz Kavukçuyan Ödülü'nü almış bir öykü kitabıdır. Kitabın arkasında 1900lu yıllardaki Diyarbakır'ın resimleri de bulunmaktadır. Yazarın anılarından oluşan kitabı bir solukta okuyacağınızı düşünüyorum. Kitabı en güzel yazarın sözleri anlatıyor:
"Yazılarımda, bizim oraları anlattım, gördüğüm ve yaşadığım gibi.Tipleri ve adları hemen hemen aynen verdim, değiştirmeden, oldukları gibi. Onlardan, o bacolardan, o dayılardan, o amcalardan çoğu öte tarafa gçömüşlerdir. Adları, hatıraları, biraz da bu satırlarda, bu kitaplarda yaşasın..."
124 syf.
·4 günde
Mıgırdiç Margosyan'ın Ermenice yazan yazarlara verilen Eliz Kavukçuyan-Ayvazyan Edebiyat Ödülü'nü (Paris-Fransa) 1988 yılında kazanan Mer Ayt Goğmerı (Bizim Oralar) adlı kitabının, yazar tarafından yeniden, Türkçe olarak kaleme alınan karşılığı.

Öykülerinde Diyarbakır ve çevresindeki insanların yaşamlarından kesitler sunan Margosyan, yalnızca Ermenileri değil, folklorik değerleri, gelenekleri, kederleri ve sevinçleriyle bütün bir yöreyi tanıtıyor okurlarına. Öykülerin büyüsü yaşanmışlıklarında gizli.
124 syf.
·Beğendi·10/10
Dokuz ay on gün sonra "yüklü" yükünü dünyaya koyuverir. Kadın dediğin yılda bir, hadi bilemedin iki yılda bir göbeğini șișirip burnunu dikmemișse, sekiz on kez bu iși yapmamıșsa "kadınım" diye ortaya çıkmasın! Yani kendini kısır bilsin.
124 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Ermeni edebiyatından anı tadında sıcak bir hikâye. Farklı dinlere rağmen ortak olan özelliklerimiz beni bir hayli şaşırttı. Diyarbakır üzerinde nostaljik bir gezintiye çıkarıp sıcak ilişkilerle insanın içini ısıtıyor. Tavsiye ederim.
124 syf.
·Puan vermedi
Bu inceleme, Gavur Mahallesi ve Söyle Margos Nerelisen kitaplarının ortak incelemesidir.
Mıgırdiç Margosyan, Diyarbakır' ın Ermeni Mahallesi ( halk dilinde Gavur Mahallesi olarak bilinen) Hançepek Mahallesinde doğmuş, Ermeni bir yazardır.
Yazar, çocukluğunda yaşadığı olayları kendi yöresel şivesiyle samimi ve akıcı bir dille anlatmış. Bu kitapları okuyunca, halkımızın din ırk ayrımı yapmadan nasıl bir kucak açtığını göreceksiniz.
Bazen güldüren çoğu zaman düşündüren bu kitabı okurken hüzünlenmemek elde değil. Özellikle Güvercin öyküsü beni çok farklı alemlere götürdü. Demek istediğim Olmasaydı sonumuz böyle
124 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabı ilk Surp Giragos Kilisesinde karşılaşmıştım. Yaşlı bir amca ve bir kaç Ermeni kültürünü anlatan kitaplar vardı. Tabi şimdilerde kilisenin oldugu alan yasakli bölge (!).
Her neyse, kitap o dönemin 3 etnik kökeninin bir arada barış, sevgi, kardeşlik icinde yaşadığıni bize gösteriyor. Yazarın çocukluk anılarını anlattığı kitap bize pek cok hayat dersi veriyor. Bunlardan biri de insanların kökeni değil de insanlığının onemli olduğunu gösteriyor.
Seneler evvel tanismama ragmen kitabi çok geç okudum. Geç olsun da güç olmasin. :)
”Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında,
Papaz Morses’in dualarıyla anamı öte tarafa, öbür dünyaya
yolculadığımızda, ben onun tekrar geri döneceğini zannediyordum.
Olmadı. Gelmedi. İki satır da yazmadı. Zaten okuma yazması yoktu.
Köylüydü anam, okuma yazma çağlarında, okulsuzluktan
okula gidememişti ama kendince daha işe yarar, çok daha faydalı
şeyler öğrenmişti. İyi hamur yoğururdu. Hamuru güzelce yoğurduktan
sonra kalaylı bakır “testin” içinde ekşiyip mayalanması için üstünü kalınca
bir bezle örtmeden önce de sağ elinin başparmağıyla hamurun üstüne
küçük bir istavroz çizer, hamurun bu noktadan ekşiyip mayalanması için de
“Halil İbrahim’in bereketi içine olsun” der dua ederdi.
Sizler Halil İbrahim’i tanır mısınız?
Ben Halil İbrahim’i bizim ekmek teknesinin içinde tanıdım.
Sonra da yemek masamızın çevresinde.”
Rakamlarla, sayıların diliyle konuşacak olursak; yarım yamalak akıllı bir erkek çocuk, zeki dört kız çocuğuna eşitti. Ancak sağlıklı ve akıllı bir oğlanın karşıtı, matematiksel olarak; kız artı kız, artı kız, çarpı kız, eşittir sıfırdı...
Bizim oralarda, Diyarbakır'da, ekmek çok yenir. Ekmeksiz yemek yemek, ekmeksiz karın doyurmayı denemek, açlık denen şeyin ne olduğunu bilmemek gibi bir şeydi. Ekmeği ne denli sevdigimizi, ne kadar çok yediğimizi de günlük konuşmalarımızda dile getirirdik. Birine "Gel otur, yemek yiyelim" demez "Gel ekmek yiyelim" derdik. Yemek yerken yanımıza gelen birine veya misafirimize, "Yemek yedin mi?", "Aç mısın?" diye sormaz. "Ekmek yedin mi?" diye sorardık. Biz şuna inanırdık: Ekmek yememiş bir insan tok olamaz, mutlaka açtır...
Mıgırdiç Margosyan
Sayfa 80 - Aras yayıncılık
Bizim Diyarbakır'da yazlar hep sıcaktır. Güneş, güneş olmaktan çıkar, başımıza bela kesilir, gökten ateş olur yağar. Gökten ateş yağmaya başlayınca da bizler, buz satan dükkanların önünde paramızla rezil olur, bir parçacık buz için adeta dilenci kesilirdik. Evlerde buzdolabı hayal etmek, hayalden de öte, uyanık gözlerle rüya görmek gibi bir şeydi...
Mıgırdiç Margosyan
Sayfa 73 - Aras yayıncılık
'Allahu ekber, Allahu ekber!..'
'Ding-dong, ding-dong!..'
'Allahu!..'
'Ding!..'
'Ekber!..'
'Dong!..'
Müezzin Nusret, soğuktan domates kırmızısına dönmüş koca burnuyla minareden indiğinde, Uso hala, kısacık boyu, toparlak vücuduyla tarihi çanın ipine inatla asılıp duruyor, müezzinin pes edip minareden inişine içten içe seviniyordu. Çan sesleri dalga dalga ta uzaklara, en uzaklara yayılıyor, tüm Ermenilerin soğuktan kızarmış kulak memelerine soru olup takılıyordu. 'Hayrola Kirve Bedo; bu saatte bu çan sesleri niye?'

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gavur Mahallesi
Baskı tarihi:
Ocak 2000
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757265004
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aras Yayıncılık
Mıgırdiç Margosyan`ın Ermenice yazan yazarlara verilen Eliz Kavukçuyan Vakfı Edebiyat Ödülü`nü (Paris-Fransa) 1988 yılında kazanan Mer Ayt Goğmerı (Bizim Oralar) adlı kitabının, yazar tarafından yeniden, Türkçe olarak kaleme alınan karşılığı...

Öykülerinde Doğu insanının yaşamından kesitler sunan Margosyan yalnızca Ermeniler`i değil, folklorik değerleri, gelenekleri, kederleri ve sevinçleriyle bütün bir yöreyi tanıtıyor okurlarına. Öykülerin büyüsü yaşanmışlıklarında gizli...

"Yazılarımda, bizim oraları anlattım, gördüğüm ve yaşadığım gibi. Tipleri ve adlarını hemen hemen aynen verdim, değiştirmeden, oldukları gibi. Onlardan, o bacolardan, o dayılardan, o amcalardan çoğu öte tarafa göçmüşlerdir. Adları, hatıraları, biraz da bu satırlarda, bu kitaplarda yaşasın..."

Kitabı okuyanlar 111 okur

  • Emine Demir
  • Burası Benim Krallığım
  • Savaş symz
  • Safa DUMAN
  • burcu gundog
  • ÇETİN DERVİŞOĞLU
  • Selim Giritli
  • Hilal Özdemir
  • serhat
  • Nadide

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.3
14-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%3.3
25-34 Yaş
%43.3
35-44 Yaş
%30
45-54 Yaş
%16.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.7
Erkek
%44.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.9 (7)
9
%21.9 (7)
8
%40.6 (13)
7
%12.5 (4)
6
%3.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0