Bir de söz ve anlatı hiçbir zaman, hiçbir yerde asla tarafsız değil; kötülük ve zararlarının oranı tartışılsa bile söz ve anlatının bir amacı, hedefi, mesajı, bedeli, misyonu var. Çocukluk deneylerimden de biliyorum; masumiyet sadece meleklere ve çocukların henüz yazı dünyasıyla tanışmadıkları o bilinçsiz, bilgisiz
zamana aittir; yazı dünyası masumiyetin yok olduğu, bekaretin
bozulduğu, kurnazlığın başladığı kapıdır, yazılı söz ve anlatının
masum olabileceğini söyleyen asla masum değildir.
Mağluplar, mağlup olmamalıydı, mağlup olduktan sonra da her şeye "müstehaktırlar," artık anısının hatta varsa mezarının bile bir saygınlığı olmayacaktır.
Sadece Kürtler değil, Türkiye'nin tüm "ötekileri" aynı durumdaydı; Ermeniler hain, Rumlar düşman. Museviler hilekar, Çerkezler işbirlikçi, Araplar pasaklı, Farslar yalancı , Ruslar Moskof uşağı, Bulgarlar gavur, Avrupalılar kötü emelleri olan sinsilerdi.