“Quiquendone kayıp bir kent midir? Hayır. Geleceğe ait bir kent midir, peki? Hiç de değil. Coğrafyacılara karşın var olmakta, üstelik sekiz ya da dokuz yüz yıldır. Aynı zamanda bu kentin, her sakininin bir ruhu olduğu düşünüldüğünde, iki bin üç yüz doksan üç ruhu vardır.”
Kara mizah öğeleri barındıran, distopya ile ütopya arasında gidip gelen, bolca insan eleştirisi barındıran eğlenceli bir bilim-kurgu novellası Jules Verne'ün bu eseri. Anlatıdaki düşünceleri emebilmemiz için de ısrarla, döve döve kurgu olduğunu hatırlatmaya özen gösteren bir eser. Hatta bu hatırlatmalar ara ara klişeleşen kurgunun kendisiyle keyifli bir şekilde dalga geçmesine de olanak sağlıyor, gülümsetiyor.
“Bu esrarengiz, Doktor Ox ne yapmaya çalışmıştı? Sadece çılgınca bir deney; başka bir şey değil. Gaz borularını yerleştirdikten sonra, tek bir hidrojen atomunu dahi işin içine katmadan, Quiquendone’un kamu binalarını, sonra özel konutlarını ve nihayet sokaklarını saf oksijenle doldurdu. Tatsız, kokusuz olan bu gaz, yüksek dozda havaya karışınca, solunduğu zaman, organizmada ciddi bozukluklara yol açar. "
Alıntıdan da anlayabileceğimiz üzere Doktor Ox sakin bir kentin insanları üzerinde bir sinirbilim deneyi yürütüyor. Üstelik sinirbilim üzerine yazılmış ilk öykü olduğu söyleniyor. Jules Verne bu deneyin etiğine kesinlikle karşı çıksa da, taraflı anlatımı bir kenara bırakıp bizi hem halkın hem de Doktor Ox'un gözünden bakıp düşünmeye itiyor. Şahsen günümüz kaosunda Quiquendone sakinliğini arasam da, zaman zaman bu sakinliğin zararları nedeniyle değişime kulak verdiğim oldu. İşte bu çeşitlilik de yine çeşitli eleştirilerin -bunlara politika, bürokrasi, muhafazakarlık, konfor alanı gibi konular dahil- vuruculuğunu arttırıyor. Üstelik kendi döneminden kısa bir süre önce ünlenen "deli doktor" gibi