Böyle böyle bir bahar gecesini bütünüyle heba ettim. Dolanıp durarak, tereddüt ederek, geri dönerek; tomurcuklanan çiçeklerin açıp solduğunu, sonra ayaklar altında ezildiğini gördüm.
Eski ve kırık bir anketör kabininde değil; aşınmış, kirli kaldırım taşlarının arasından fışkıran otlara değil; puslu, kızıl bir gece göğüne ya da uzaklardaki bir haça değil… Sana bakarak ölmek istiyordum.