Yerel kilise tepeden tırnağa hasta... Rütbeleri yükseldikçe, tıpkı etraflarındaki toprağı verimsiz kılan koca köknarlar gibi zararları dokunuyor. Strasbourg'un yüksek mevki sahibi Katoliklerinin insana hiçbir faydası dokunmuyor... (Halk açlıktan ölürken) Ruhban sınıfının aşırı bolluğu midemi bulandırıyor! Korumaları gereken kuzularla karınlarını doyurduklarını görmekten tiksiniyorum.
Özellikle toplumda baskı ortamı hissedildikçe entropinin artması nedeniyle toplumun düzensizliğe eğilimi artıyor. Böylece gruplar arasındaki tartışma büyüyor ve kutuplaşma artıyor. Grup üyeleri tartışma ve çatışma öncesine nazaran mevcut inançlarının daha aşırı bir sürümüne sahip oluyorlar. Bu süreçte birey, gruba uyum sağladığını kanıtlamış ve gruptan beklentilerini artırmış oluyor. Beklentilerini tatmin eden birey kendisinin ve savunduğu tarafın hatalarını istese de görememeye başlıyor. Yalanlara ortak oluyor. Kendisinin ya da savunduğu tarafın hatalarını, çelişkilerini kanıksamak zamanla önüne geçilemeyen bir duyarsızlığa yol açabiliyor. Çıkarlarından dolayı gerçeği reddetmeyi uydurma bir mantığı bürüme işlemine tabi tutarak bilişsel çelişkisini hafifletiyor. Aynı çıkarları koruyan taraftarlarla birlikte sahte bir ahlaki kod imal ediyor. Dış dünyayı suçlamaya başlıyor; Oysa dış dünya onun psikolojisinin cisimleşmiş hâli.