İnsan hayatını seçemiyor. Hayat insanı seçiyor. Hayatta payına mutlulukların mı, mutsuzlukların mı düşeceğini bilmek mümkün değil . Kabul edip yola devam etmek gerek. Hayatımızı seçemesek de karşımıza çıkan mutluluklar ve mutsuzluklarla ne yapacağımız bize kalmış.
Yürümeyi bırakıp bir otobüs durağının bankına oturuyorum. İnen ve binen insanları izliyorum. Hepsinin gözleri ve kulakları cep telefonlarına yapışık, telefon ekranlarına sığacak kadar küçük dünyalarıyla meşguller.
Gece olup bakışları üzerimde hissetmediğimde herşeyden korku duyuyorum: yaşamdan, ölümden, sevgiden ve sevgi eksikliğinden, bütün yeniliklerin alışkanlığa dönüşmesinden, hayatımın en parlak yıllarını ölümüme dek tekrarlanacaktır bir rutine bağlanarak kaybettiğim duygusundan, ne kadar heyecan verici ve macera dolu görünse de bilinmeyenler yüzleşmenin yarattığı telaştan.
Dünyada siyasetçilerle röportaj yapmaktan daha sıkıcı bir şey yoktur. Beni bir suç mahalline göndermelerini yeğlerdim. Hiç olmazsa katiller siyasetçilerden daha özgündür.