Toplumun kendilerine yüklediği bütün önyargıları ahmakça taşıdıkları bir deve dönemleri vardır, sonra aslan dönemi gelir; önyargılara karşı aslan gibi savaşırlar ama bir de bazılarının geçebildiği bir çocukluk aşaması vardır.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gecenin hayalleri dağılıyor, güneş sanki insanları gerçeğe çağıran bir haberciymiş gibi, karanlıkta çok akla yakın ve uygulanabilir gelen şeylerin birer deli saçması olduğunu insanın yüzüne vuruveriyordu.
Sıkı bir ayakkabının ilk birkaç gün yaralar açtığı bir ayağın giderek buna alışıp nasır bağlayarak hiçbir şey hissetmemesi gibi, askerler de kalın, kaba, aldırmaz ve sert bir hayata uyum sağlamışlardı.