Dünya zalim, üzücü ve karmaşık geliyordu. Sevdiğim her şey bir yığın kuma dönüşmüştü ve parmaklarımın arasından kayan her parçada irkilirken kumu elimde tutmak için her şeyi yapmam gerekiyordu.
Yarın ne olacağını kim biliyordu? Hayat bana bir şey öğrettiyse bu, yarının hiçbir zaman olmayabileceğiydi. Yada daha kötüsü, kalbinizi ellerinde tutan insanın bir gün ortadan kaybolabileciğiydi. Bugün burada, yarın yok. Tıpkı Bermuda Şeytan Üçgeni'ne giren, kaybolan bir gemi gibi.
Sonra bir gün gökkuşaklarını yeniden fark ediyordunuz. İşteyken pencerenizin önünde bir gökkuşağı beliriyordu. Bir tanesi siz marketteyken ortaya çıkıyordu. Terasınızda bir kadeh şarap içerken iki gökkuşağı bütün gökyüzünüzü dolduruyordu. İşte siz o zaman kırık, bir sürü yükle ağırlaşmış kalbinizin yeniden denemeye hazır olduğunu hissediyordunuz ve yeniden deniyordunuz.